Satalie, Eski Antalya [Side] mi?
El-İdrîsî [1100-1165]: Ünsü’l-Mühec ve’r-Ravzü’l-Fürec, Tıpkı Basım-Frankfurt (1984), s.263. Kıyıdaki bazı kentler: Antartus, Süveyriye, Süveydiye, el-Misis, Antakiye, Adana, Tartus, Karvas [Alanya], Selenkendi [Gazipaşa], Antalya, Antalya, Tursuva, el-Batra [Patara], Akşimas.
Ramazan Topraklı yazdı;
Satalie, Eski Antalya [Side] mi?
Makalenin amacı, birçok tarihi metinde Antalya ve Satalie olarak zikredilen kentin Side olduğunu ortaya koymaktır. Zira [Eski] Antalya zikredildiği hâlde, birçok tarihçi, bugünkü Antalya’yı anlamıştır. II. Haçlı seferinde zikredilen Satalie, birçok tarihçi tarafından şimdiki Antalya anlaşılmıştır. Belke-Mersich’te, sekiz dokuz kez geçen Antalya, Side olduğu hâlde, bugünkü Antalya anlaşılmıştır. Hâlbuki el-İdrîsî’nin [1100-1165], kitabına koyduğu haritada Antalya [Side] ve şimdiki Antalya olmak üzere iki Antalya vardır. Yöre halkı, Side için Eski Antalya der ki, bu, şimdiki Antalya’nın Attalos’tan sonra kurulduğuna işarettir.
Açar Kelimeler: Antalya, Attaleia, Adalya, Satalie, Eski Antalya, Side, Belke-Mersich TIB 7, el-İdrîsî, İbnü’l-Esîr, Ramsay
Side-Antalya veya Eski Antalya’nın bugünkü Antalya anlaşılması tarih bilgimizi alt üst etmektedir. Hatta buna göre malûm Antalya ile Denizli [Laodikya] arasında yeni bir yol icat edilmiştir. Hâlbuki II. Haçlı Seferinde zikredilen Laodikya, “Laodiceae minoris” [Küçük Laodikya] zikredilir. Küçük Laodikya, Eğirdir olup, bu, Eğirdir’in küçük olduğu için değil, Küçük Firikya bölgesinde bulunduğu içindir. Bunun gibi Antiochette [Küçük Antakya: Yalvaç]; Mikra Nikaia [Küçük İznik: Senirkent-Uluğbey] ve 29 Nisan 1091’de Barla önünde yapılan bir harp için Lebounion [Küçük Aslan] harbi denilmesi, bunlar, Küçük Firikya’da bulundukları içindir. Fransa kralının Eğirdir’e gelmiş olması, Haçlıların Denizli-Korkuteli yolunu değil, Şarkîkaraağaç, Beyşehir, İbradı, Seleukeia ve Satalie [Eski Antalya: Side] yolunu kullandıklarını gösterir. Bu yol, Beyşehir’e kadar Kral Yolu, Beyşehir-Side arası Roma Askerî yoludur. Ordular ve seyyahlar, hep bu yolu kullanmışlardır. Bu Yol, Har.1-2’de gösterilmiştir (Özsait, 1985: Levha XVI). Coğrafyacı el-İdrîsî [1100-1165] Side için Antalya der. Biz, İkinci Haçlı Seferi; Yalvaç Meydan Muharebesi ve Kaşıkçıbeli Zaferi (Topraklı, 2011) adlı eserimizde Side’nin, [Eski] Antalya olduğunu bilmediğimiz için Haçlıları, Derebucak-Kaşıkçıbeli yenilgisinden sonra İbradı’dan Side’ye indirmiş, oradan da Antalya’ya götürmüştük. Diğer tarihçiler ise Haçlıları, Denizli- Korkuteli yoluyla bugünkü Antalya’ya indirmişlerdi. Bilâhare, 1943’de tadil edilmiş, 1950 de basılmış 200 bin ölçekli bir haritada Side’nin Selimiye [Eski Antalya] olduğunu gördük. Osmanlı arşivinden temin edilen haritada da aynı malûmat vardı [bk. Har.3-4 ve el-İdrîsî]. Yaptığımız araştırmada; Side’ye ait şu önemli malûmata ulaştık:
Satalie veya Antalya, Side veya Eski Antalya mı?
“Tarihçi İdrisi, XII. yy’da Side’yi bir yıkıntı olarak tanımlamakta ve Antalya adını ilk kez kullanmaktadır. Kıyı kentlerindeki halk, gerek Arap akınlarından gerek sıtma salgınından korunmak için Akseki yöresine göç etmiştir” (Yurt A., 1982: 793). “Şehrin ahalisi tarafından ne zaman terk edildiğini bilmiyoruz. Yalnız kazılarda birçok yerlerde kalın kül tabakasına rastlandığına göre, şehrin büyük bir yangın sonunda harap olduğunu kabul etmek gerekiyor. Bu olayın 9-10.yy Arapların Akdeniz akınları ile ilgili olduğunu zannediyoruz. Çünkü imparator Konstantin Porphyrogenitus [913-959] Side’yi bir “korsanlar yuvası” olarak göstermekte, Arap coğrafyacısı İdrisi ise 1150 yılına doğru Side’yi “Yanmış Antalya” olarak adlandırmakta, bir zamanlar büyük ve kalabalık olan bu şehrin halkının iki günlük mesafede bulunan “Yeni Antalya’ya“, yâni bugünkü Antalya’ya göç ettiğini yazmaktadır. Daha sonraki devirlerde bir takım yer sarsıntılarından büsbütün harap olan Side yüzyıllar boyunca bir ören olarak kalmış, 19 uncu yüzyıldan başlayarak bazı seyyahlar ve araştırmacılar tarafından ziyaret edilmiştir. 1900 yılına doğru harabelerin ortasında Giritli göçmenler tarafından “Selimiye” adında küçük, bir köy kurulmuştur” (Mansel, 1967: 9-10). Har.1’de Haçlıların Uluborlu [Amorion], Kemer Boğazı, Eğirdir, Beyşehir, İbradı ve Side yolu, sarı boyalı gösterilmiştir.
Har.1: Özsait, 1985: Levha XVI- Har.2 [?]: Ammûriye [Uluborlu]-Cellika [Seleukeia]-Deniz yolu.
Har.3-4: Selimiye [Eski Antalya], Kemer.
El-İdrîsî [1100-1165]: Ünsü’l-Mühec ve’r-Ravzü’l-Fürec, Tıpkı Basım-Frankfurt (1984), s.263. Kıyıdaki bazı kentler: Antartus, Süveyriye, Süveydiye, el-Misis, Antakiye, Adana, Tartus, Karvas [Alanya], Selenkendi [Gazipaşa], Antalya, Antalya, Tursuva, el-Batra [Patara], Akşimas.
Har.5: Değişen Coğrafya, Kral Yolu ve diğer tarihi yollar ve Halife el-Mu’tasım’ın 838 yılındaki Ammûriye gidiş ve dönüş yolları görülmektedir.
Eğirdir ve Beyşehir göllerindeki coğrafî değişim bilinmediği için Har.1 ve Har.2’deki yollarda ve kentlerde birçok hata vardır. Doğru tarihî yollar için Har.5’e bakınız. Şimdi de, Side’nin [Eski Antalya] tarihi hakkında bazı bilgiler verdikten sonra, Beyşehir-Side yolu dolayısıyla [Eski] Antalya’nın tarihî metinlerde nasıl geçtiğini görelim.
1. Türkiye Yer Adları Sözlüğü: Side: Y-350 [Yun. “nar”]; 1911hk Eski Antalya; 1928 Selimiye. Strabon’a göre [~MÖ 7.yy’da] Yunanistan’ın Kymê kentinden gelenlerce iskân edilmiştir. Antik Yunan kaynaklarına göre Sidê, bir Anadolu dilinde “nar ağacı” idi. Metruk bir ören yeri iken 1895’te Girit muhacirlerince iskân edildi ve II. Abdülhamid’in oğlu Selim Efendiden dolayı Selimiye adı verildi. Y-350: Pseudo-Skylaks, Periplous [MÖ 4.yy] (Nişanyan, 2020: 175 ve 161 Antalya). Kyme, aslında Asia eyaleti ve Kemer Boğazı yanında bir Anadolu kentidir (Ramsay, 1960: 30, 112-113, 115-116, 124, 127, 142, 513-514). Side, 1530 tarihli Osmanlı kayıtlarında Kemer karyesi olarak geçer.
2. Cicero [MÖ 50]: Tarım yasaları konuşmalarında Attalia topraklarından bahseder: “Attalia, Pergamon kralı II. Attalos Philadelphos’un kurduğu bir şehir.” Bu, Antalya’nın Helenistik dönemde kurulan planlı bir liman şehri olduğunu doğrular. Eski Avrupa kaynaklarında “Adalia” biçimi de kullanılır. MÖ 3 Ağu. 50’de Side’ye ulaşan Cicero, Rodos, Efes, Atina, Patras üzerinden ilerleyerek, 23 Kasım’da İtalya topraklarına ayak bastı (Tozan, 2016: 122).
3. Cüneyt, 1425 yılında İzmir İpsili limanından üç kadırgayla yola çıktı ve Pamfilya körfezine geldi. Burada Amorion’a çıktı; Konya’ya geldi; Karamanla görüştü; Konya’dan yola çıktı ve Salutarya üzerinden Loadikya’ya geldi (Dukas, 1956: 116-117). Bu kayıt, tarihteki birçok hataya ve Side-Konya yoluna işaret eder. Cüneyt, Side’de karaya çıktığı hâlde Amorion’a çıktı deniliyor. Zira o tarihte Side, merkezi Amorion [Uluborlu] olan Hamideli livasına tâbi ve Hamideli toprağı olup, Konya-Denizli arasındaki yol, Kemer Boğazı, yâni Firikya Salutaris’ten geçmektedir.
4. Chatgpt: “Attaleia, Haçlı ve Bizans Latin kaynaklarında çok sık geçen standart isimdir. Odo of Deuil’deki Satelliam, Latin yazıcıların fonetik deformasyonu değerlendirilir. Haçlı kronikleri Side’yi Attaleia ile karıştırmaz; çünkü: coğrafi olarak farklı duraklardır. “Satelliam= Side” olsaydı, Attaleia’dan önce/sonra Side geçişleri beklenirdi, ama metin zinciri Laodikeia-Attaleia hattını takip eder”. Görüldüğü gibi Chatgpt, Eski Antalya’dan [Side] bihaberdir.
5. Fransızlar, Laodikeia Dağı’nı geçtiler ve Attaleia’ya doğru devam eden yürüyüşleri için 15 günden fazla süreye ihtiyaç duydular (Belke-Mersich, 1990: 155, açık.128). 128: “...ascensus montanae Laodiceae minoris".
“Laodiceae minoris”, küçük bölgedeki Laodikeia demek olup; bu yer Eğirdir; Satelliam ise, Eski Antalya veya Side’dir. Günde 20 km yol alan bir heyet için Eğirdir-Side 15 gün olduğu hâlde, Denizli Dağı-Antalya arası 10 gündür.
6. Barla, Side ve malûm Antalya olmak üzere üç Antalya var. Khoniates 1995: 8, 24; Anna, 1996: 440 ve İbni Bibi, 2014: 573’deki Kalanda ile ilgili Antalya Barla’dır. Ramsay, Stratonicea-Hadrianopolis ve Kalanta’yı Antalya ile ilişkilendirir ve “Kalanta 692’de Lydia’da değil, Asia’da bir piskoposluk olarak gösterilmiştir” der. Eski Tralleis [Yeni Truva: Neutrouja], yâni Barla, Attalos........
