menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pentagon savunma doktrinini yeniliyor: Merkezde ‘Homeland Defense’ var!

25 36
14.01.2026

Dünyanın büyük savaş makinesi ABD Silahlı Kuvvetleri; kara, deniz, hava ve uzay kuvvetleri üzerinden örgütlenen, birbirini tamamlayan ve müşterek harekât anlayışıyla çalışan devasa bir askerî yapıya sahip. Neredeyse rakibi yok gibi.

ABD Silahlı Kuvvetleri'nin küresel ölçekte aynı anda birden fazla cephede yüksek yoğunluklu savaş yürütebilme ve bu operasyonları binlerce kilometre öteden kesintisiz lojistikle besleyebilme kabiliyeti, onu diğer bölgesel ordulardan ayıran temel bir güç projeksiyonu standardıdır.

Nükleer caydırıcılıktan siber uzaya, derin denizlerden yörüngedeki uydu takımlarına kadar uzanan bu "harekât bütünlüğü", Pentagon'un dünya genelindeki üs ağı sayesinde okyanusları ve kıtaları devasa birer intikal güzergâhına dönüştürmesini sağlıyor.

ABD uçak gemileri, kapasite, menzil ve sürdürülebilir harp gücü açısından diğer tüm ülkelerden açık ara öndedir. ABD’nin 11 adet nükleer tahrikli uçak gemisi, her biri ortalama 70–90 sabit kanatlı savaş uçağı taşıyabilen, kesintisiz yıllarca yakıt ikmali gerektirmeden görev yapabilen platformlardır. Bu gemiler, yalnızca uçak taşımaz; bağımsız bir hava üssü, komuta-kontrol merkezi ve nükleer caydırıcılık unsuru olarak çalışır. Bir ABD uçak gemisi görev grubu, tek başına birçok ülkenin hava kuvvetine denk bir ateş gücü üretir.

Diğer ülkelerde tablo daha sınırlıdır. Çin’in 3 uçak gemisi, konvansiyonel tahriklidir ve uçak kapasiteleri ABD’ye kıyasla daha düşüktür. Birleşik Krallık ve Hindistan 2’şer uçak gemisine sahiptir; ancak bunlar daha az uçak taşır ve operasyon süreleri ABD gemileri kadar uzun değildir. Fransa’nın tek uçak gemisi bulunur ve bu gemi, Avrupa için stratejik olsa da küresel ölçekte ABD ile kıyaslanamaz. Japonya ve İtalya ise sınırlı sayıda, daha çok bölgesel caydırıcılık amaçlı uçak gemisi kapasitesine sahiptir.

Özetle; ABD uçak gemileri, küresel güç projeksiyonu için tasarlanmışken, diğer ülkelerin uçak gemileri ağırlıklı olarak bölgesel savunma ve sınırlı caydırıcılık işlevi görmektedir. ABD’nin farkı sayıdan çok, taşıdığı uçak sayısı, görev süresi ve bağımsız harekât kabiliyeti ile ortaya çıkmaktadır.

Kara Kuvvetleri; yaklaşık 450 bin aktif personeliyle ABD’nin ana kara savunmasının ve kara hâkimiyetinin omurgasını oluşturur. Envanterinde M1A2 Abrams ana muharebe tankları, Bradley ve Stryker tipi zırhlı muharebe araçları, HIMARS ve MLRS gibi uzun menzilli roket ve topçu sistemleri ile Patriot ve THAAD hava–füze savunma unsurları yer alır. Kara Kuvvetleri aynı zamanda Apache, Black Hawk ve Chinook helikopterleriyle kendi hava hareket kabiliyetine sahiptir.

Deniz Kuvvetleri; ABD’nin denizaşırı caydırıcılık ve deniz hâkimiyeti stratejisinin temel aracıdır. Envanterinde 11 adet nükleer tahrikli uçak gemisi, yaklaşık 70 nükleer denizaltı ve yüzlerce destroyer, kruvazör ve diğer savaş gemisi bulunur. Denizaltı filosu; Trident II balistik füzeleriyle ABD’nin nükleer ikinci vuruş kapasitesinin deniz ayağını oluşturur. Amfibi çıkarma gemileri ise Deniz Piyadeleri’nin küresel ölçekte konuşlandırılmasını sağlar.

Hava Kuvvetleri; hava üstünlüğü ve küresel erişim kabiliyeti bakımından dünyanın en büyük askerî hava gücüdür. Envanterinde F-35, F-22, F-15 ve F-16 gibi savaş uçaklarının yanısıra B-52, B-1B ve B-2 stratejik bombardıman uçakları yer alır. Uzun menzilli nakliye ve havada yakıt ikmal uçakları sayesinde ABD, dünyanın herhangi bir noktasına kısa sürede askerî güç intikal ettirebilir. Ayrıca Minuteman III kıtalararası balistik füzeleriyle nükleer caydırıcılığın hava–kara birleşik ayağı bu kuvvet tarafından yürütülür.

Uzay Kuvvetleri ise ABD’nin en yeni askerî kuvveti olarak uzayı bir harp alanı kabul eden doktrinin ürünüdür. Erken uyarı uyduları, GPS sistemleri, askerî haberleşme ve istihbarat uyduları üzerinden hem küresel operasyonları destekler hem de balistik füze tehditlerine karşı ilk ikaz hattını oluşturur. Bu yönüyle Uzay Kuvvetleri, özellikle ana karanın savunulması bağlamında ABD’nin stratejik güvenlik mimarisinin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir.

Genel tabloya bakıldığında, ABD ordusunun deniz ve hava unsurları, küresel güç projeksiyonunun, kara ve uzay unsurları ise giderek artan biçimde ana kara savunmasının ve çok alanlı caydırıcılığın temel dayanakları olarak öne çıkmaktadır. Bu denge, Pentagon’un son dönemde denizaşırı stratejilerden ziyade “Homeland Defense” odaklı bir askerî mimariye yöneldiğini göstermektedir.

Ancak günümüzde bu devasa savaş makinesi, doktrinsel bir makas değişikliğiyle küresel "polislik" rolünden daha korumacı bir........

© Dikgazete.com