Çerçeve Yasa Golan’da Tom Barrack’a tebdilini şaşırttı!
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Çerçeve Yasa Golan’da Tom Barrack’a tebdilini şaşırttı!
Bu yazı, cihanşümul ve kadim Türk devlet aklını, iradesini küçümseyenlere hitap etmiyor; boşuna vakit kaybetmesinler. Çünkü “Büyük beyinler fikirleri tartışır, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur.” Onlar ABD’nin, İngiltere’nin, Rusya’nın, Çin’in ve İsrail’in büyüklüğüne methiyeler düzmeye devam etsinler. Bu söz ister Eleanor Roosevelt’e ister Amiral Hyman G. Rickover’a atfedilsin; önemli olan kimin söylediği değil, ifade ettiği düşüncenin doğruluğudur.
Kamuoyunun dikkatinden kaçan ilginç gelişmeler yaşanıyor. Belki bunlar haberleştiriliyor; ancak olaylar ve olgular arasındaki sebep-sonuç ilişkisi üzerinde yeterince durulmuyor. Mesela, 10 Ağustos’ta 467 oyla kabul edilen “Çerçeve Yasa” doğrultusunda oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısı üç saat sürdü. Toplantıda dört alt komisyon kurulmasına karar verildi.
“Ne var bunda, rutin bir toplantı” mı diyeceksiniz?
Toplum, Çerçeve Yasa üzerinden “evetçiler” ve “hayırcılar” olarak ikiye ayrılırken, devletin bekası ve millî güvenliğin sağlanması bakımından önemli kararlar alınmakla kalmıyor, aynı zamanda titizlikle uygulanıyor.
Şimdilik tek bir örnekle yetinelim:
Daha düne kadar ana akım medyada, ABD’nin PYD/YPG/SDG’ye gönderdiği yüzlerce TIR dolusu silah ve cephaneden söz ediliyordu. Şimdi ise bu silahların akıbeti meçhul. ABD silahlarını teslim alanların, bugün Ankara’nın himayesindeki Şam yönetimiyle anlaşarak örgütlerini feshettiklerini açıklamaları herhâlde tesadüf değildir.
Mazlum Abdi’nin, SDG’nin “bağımsız bir askerî güç” olarak varlığına son verildiğini ve Suriye ordusuna tam entegrasyonun tamamlandığını açıklamasına Tom Barrack ne demiş olabilir? “SDG/YPG’nin feshi tarihî ve destansıdır!” ABD’nin desteğiyle, Suriye’nin kuzeydoğusunda IŞİD’le mücadele etmek amacıyla 2015 yılında kurulan SDG artık yok!
Entegrasyon süreci çoktan başladı. Hatta Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Eş Başkanı İlham Ahmed, SDG'nin feshedilmesinin ardından Mazlum Abdi'nin Cumhurbaşkanlığı danışmanı, kendisinin ise Halk Meclisi üyesi olmasını öngören kararnamenin birkaç gün içinde yayımlanacağını açıkladı.
Golan’da öngördüğümüz jeopolitik eşik…
Hatırlayanlarınız vardır. 17 Mayıs 2026’da yayımladığım “Golan–Yermuk–Taberiye Hattından Mazlum Abdi Trafiğine: Türkiye İçin Yeni Jeopolitik Eşik” başlıklı yazımda Golan krizine değinmiştim. Bu, durup dururken kaleme alınmış bir metin değildi.
Çünkü Suriye’de yaşanan gelişmeler, Türkiye–İsrail ilişkilerinde çatışma ve savaş ihtimali de dâhil olmak üzere, İsrail’in Golan’daki fiilî işgalinin nasıl sonlandırılacağı meselesinde düğümleniyor.
Bu değerlendirmeyi doğrulayan ve güncelleyen isim ise ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack oldu. Şimdi o fasla geçelim.
Tom Barrack’ın Golan açıklamasında Washington ayarı…
Tom Barrack, 21 Ağustos 2026’da Lübnan asıllı Avustralyalı Mario Nawfal’a verdiği röportajda, İsrail’in Golan Tepeleri’ni BM kararlarına aykırı biçimde “hâlâ işgal ettiğini” söylemişti. Ayrıca Golan’ın, “zor kullanılarak ele geçirilen toprakların nesiller boyunca tartışmalı kalmasına” örnek olduğunu belirtmişti.
Ancak bu sözler, Donald Trump’ın 2019’da Golan üzerindeki İsrail egemenliğini tanıyan kararıyla çeliştiği gerekçesiyle Washington ve İsrail’de tepkiyle karşılandı. ABD dışişlerinden yediği zılgıtlardan gözüne uyku girmeyen Barrack, iki gün sonra açıklamasını düzelterek, sözlerinin Golan’ın “tarihî statüsü”nü anlatmaya yönelik olduğunu ifade etti.
Barrack kendi sözlerinin BM’nin görüşünü benimsediği anlamına gelmediğini, ABD’nin Golan politikasının Başkan Trump tarafından 2019’da belirlendiğini ve değişmediğini söyledi.
Kısacası........
