menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyonla yaşamaya çalışma çabası

17 0
21.08.2026

Enflasyonla yaşamaya çalışma çabası

Türkiye'de evin fiyatı yükselince ev sahibi üzülmüyor. Arabanın değeri arttığında otomobil sahibi şikâyet etmiyor. Arsa ikiye katlandığında kimse “Keşke ucuzlasaydı.” demiyor.

Telefonun fiyatı yükseliyor, elinizdeki telefonun ikinci el değeri de artıyor. Bundan memnun oluyorsunuz.

Tuhaflık tam burada başlıyor.

Marketteki fiyat artışından şikâyet eden insan, sahip olduğu malın fiyatı yükseldiğinde bunu servet artışı olarak görüyor. Yeni otomobil almak isteyen, fiyatların düşmesini bekliyor; otomobili olan aracının daha pahalı olmasını istiyor. Ev almak isteyen konut fiyatlarından yakınıyor; evi olan fiyatların daha da yükselmesini bekliyor.

Türkiye'nin enflasyon hikâyesini anlamak için ekonomi kitaplarının yanına insan davranışlarını da koymak gerekiyor.

Çünkü uzun yıllar yüksek enflasyonla yaşayan toplumlarda fiyat artışı, zamanla hayatın olağan parçasına dönüşüyor. İşletme, fiyatını geçmiş enflasyona göre belirliyor. Çalışan ücret talebini beklediği artışa göre hesaplıyor. Ev sahibi kirasını geçmiş döneme bakarak artırıyor. Tüketici ise “Bugün almazsam yarın daha pahalı olur” diyerek alışverişini öne çekiyor.

Böylece enflasyon yalnızca fiyatları artırmıyor; enflasyon beklentisi de üretiyor.

Asıl mücadele burada başlıyor.

Türkiye'nin enflasyon tecrübesi yeni değil. Osmanlı dönemindeki para tağşişlerinden savaşların maliyetine, Cumhuriyet dönemindeki yüksek enflasyon yıllarından bugüne kadar fiyat istikrarı, sürekli tartışılan bir mesele oldu.

Fakat buradan “Türkiye'nin kaderi enflasyondur” sonucu çıkmaz.

Tarih kader değildir; fakat alışkanlıkları şekillendirir.

Yıllarca yüksek enflasyon yaşayan insan, fiyatların düşmesini beklemek yerine daha fazla yükselmesini beklemeye başlar. Bu beklenti de davranışları etkiler.

Üstelik Türkiye'de........

© Dikgazete.com