menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kârıbıl

21 17
04.01.2026

Anladınız mı? ‘Kârıbıl’ diyorum. Belki şöyle yazmam daha doğru: ‘kârable.

En iyisi cümle içinde kullanayım. Doğu Karadeniz’de ‘butik’ turizm yapan, onu da iyi yapan birinden duydum bu kelimeyi, genç birine öğüt veriyordu:

“Kafe kârıbıl değil. Ama bak kahvaltı işine girebilirsin, sadece kahvaltı, kârıbıldır.”

Kârlı, kazançlı, gelir getirebilir demek istiyordu. İngilizce ‘profitable’ı Türkçe kılmıştı böyle.

İlk duyduğumda beynimde sanki bir obruk oluşuverdi. İçine düşecektim neredeyse. Hemen bir daha tekrarlayınca kendime çekidüzen verip dikkat kesildim. Adam öyle rahat, öyle diline oturmuş bir kolaylıkla kullanıyordu ki, kelime oyunu yapmadığını anladım. Onun için kadim kelimelerimizden biriydi ‘kârıbıl’.

Dünya görmüş, eğitimli, sevimli biriydi bu adam. Başka öğütler de verdi:

“Bak sizin şu düzlük çok güzel, biraz aşağıda da dere var. Bu düzlüğe, çok değil, üç tane tek katlı, yerel mimariye uygun ev kurup eko-turizm yapabilirsin. İnsanlara köy yaşantısını tattırmak, doğada yaşıyor hissini vermek önemli. Hem daha kârıbıl. Tabii, bir yatırım gerekiyor, vs…”

Burnumu sokmak istemiyordum ama tutamadım kendimi, (birkaç yıl önce bu eko-turizm meselesini biraz karıştırmış, dünyadaki iyi örneklerine bakmıştım) elimden geldiğince yumuşak şöyle kemkümledim:

“Özellikle Türkiye’de çok yanlış kullanılıyor bu ‘eko-turizm’ kelimesi. Olur olmaz, asla uymaz şeyleri ‘eko-turizm’ diye sunuyorlar. Eko-turizm bu değildir, hiç bina yapmamak, eldeki kültür varlığını, doğayı değerlendirerek turizm yapmaktır.”

Ne kadar yumuşarsanız yumuşayın, bazı sözler sert olabiliyor. Amaan, galiba ben yeterince yumuşayamıyor, lafı yumuşatamıyorum. Neyse ki, bir aksilik çıkmadı. Dedim ya, adam güngörmüş, bilgili, sevimli biriydi, “Tabii canım” dedi, “işte ben de öyle kullanılıyor diye, anlaşılsın diye ‘eko-turizm’ dedim.”

Sohbet sürüyordu, az sonra adam yine benzer bir durum için ‘eko-turizm’ deyiverdi, ama hemen deminki açıklamasını da ekledi: “Tabii canım eko-turizm değil bu, da… işte…”

Adam doluydu, turizm sektörünün sorunlarını kıyısından gösterdi. Bir de dedi ki: “Turizm Bakanı, ETS’nin sahibi, kitlesel turizm istiyor, küçük turizmin, turizimcinin işlerini zorlaştırıyor.”

Hımhımladık. Şu örneği verdi:

“Daha geçen gün Rize Valiliği açıkladı, hiçbir tarım arazisinde turizm tesisi yapılamayacak; çaylıklara, fındıklıklara dokunulamayacak!”

Hay bin kunduz! Ben de okumuştum aynı haberi, bulduğum tek olumlu yanı da şimdi adam eleştiriyordu. En az 15 bin metrekarelik arazi olacaktı turizm yatırımı için. Gerçekten de küçük turizmci........

© Diken