Yolda bulduğun anahtar nereyi açar?
Yolda bulduğun anahtar nereyi açar?Y
Uzun sokaklar ve yaz güneşinin ışıltısından geçip gölgeleri kullandık. Uzun bir geceden, uzun bir suskunluktan, vefanın dar koridorlarından ve şehrin cangılından geçip apartman dairesine girdiğimizde mutluydum. Meraklı ve mutluydum. Eksiksiz gibi değil de sakinlemiş gibiydim.
Uzun zamandır sosyal medya hesabında paylaştığı işlere bakıp konuklarının yorumlarını okuyordum. Daha önce Sivas Katliamı’nda katledilen üç şairden biri üzerine yazdığım yazıda yardımını almıştım. Bir de lisedeki fotoğraflarını paylaşmıştı benimle, Uğur Kaynar ile liseden beri arkadaştı Adnan Özsökmeler.
Ama bu defa başka bir nedenle konuk oldum kendisine.
Eve girer girmez, salonda karşıladı işler beni. Onlarca bağımsız parçanın bir araya gelip oluşturduğu toplam bana kalırsa bir hikâyenin dağınık toplamı. Adnan yaptıklarına “bir örgütlenme biçimi” diyor. Olan bitene, tarihin alnında birikene, saklı kalana, içimizi yakmaya devam edene bir yanıt olarak kurguluyor yaptığı işleri. Hayatın içinde karşılaştığımız sıradan nesnelerin yeniden işlenmesi ve dönüştürülmesiyle oluşuyor bu estetik kırılma.
İş yerine gelen paletleri kesip zımparalıyor 14 x 14 ebatlarına getirip gece yarısından sonra gittiği evinde çalışmaya koyuluyor. Ahşap üzerinde çalıştığı nesneyi emanet ediyor işin kendisine. Paslı bir teneke, kırılmış bir spiral taşı, iyiden iyiye geride kalan bir teyp kaseti onun gecesinde başka bir anlam kazanabiliyor. “En sıradan, en ilkel, en basit” olanla çalışmak ve yine “en sıradan, en ilkel, en basit olana erişmek” diye tanımlıyor çalışmalarını Adnan.
Gecenin kuyusundaki atölye
Belirli bir çalışma düzeni yok; ama sabaha karşı biten işinden çıkıp evine geldiğinde başlıyor çalışma. Bazen iş yerinde hazırlıyor eskizlerini, fikirler orada olgunlaşıyor, taslakları orada törpülüyor…
Eve gelip ahşap üzerinde çalışmaya başladığında olgunlaşan fikir karşılığını buluyor. Geçimini bu çalışmalarından sağlamadığı için de satmıyor, sergi için galeri aramıyor, bir fiyat aralığı gelmiyor aklına. Kendisi için mi yapıyor emin değilim; ama dostlarını, arkadaşlarını, tanıdıklarını evine davet edip sergisini gezdiriyor onlara.
Denenmemiş bir sergi biçimi kurmak istiyor. Galerilerden gelen sergi davetleri bir yana evinin duvarında, yaşayan bir yerde........
