Ortam Edward Hopper'ın 'Gece Kuşları' tablosunu hatırlatıyor
Ortam Edward Hopper'ın 'Gece Kuşları' tablosunu hatırlatıyorO
Arkadaşımla bir hafta önce sözleşmiştik. Büyükada’da yaşıyor, ona kolaylık olsun diye Cevizli’de bir yer seçmiştim. Ama seçtiğim ilk meyhane, kandillerde kapalıymış; o gün de Kadir Gecesiymiş. Listemi tarayıp dümeni B planına kırdım. Google’da ‘Sedir Ocakbaşı‘ diye arayınca kolayca buldum, telefonla arayıp açık olduklarının teyidini aldım.
Meğer yıllardır görüşemediğim arkadaşım pesketaryenmiş, planımı bozmamak için ocakbaşı seçimine itiraz etmemiş. “Zaten iki tek atıp seni görmeye geliyorum. Lâf birikti” diye yazdı.
Sedir Ocakbaşı (tabelasında restaurant yazıyor) Kartal Belediye Caddesi’nde, Marmaray Başak durağında inince 10-15 dakikalık yürüme mesafesinde. Yine erken gittim tabii. Bir bira firmasının kurumsal sarı rengiyle bezenmiş tabelası ve tentesiyle hemen fark ediliyor. Tenteyle korunan açık hava bölümü, şeffaf brandalarla rüzgârdan da korunuyor. Burada dörder kişilik sekiz masa var. İçeriye mekânın sağ tarafındaki kapıdan geçiliyor; girer girmez de bir bar bankosu karşılıyor. Sağda barla bütünleşen, çeşitli içki ve aksesuvarın bulunduğu raflar tavana kadar yükseliyor. Bardan sonra meze dolabı, ardında ocakbaşı yer alıyor.
Barda bira içen bir kişi, irili ufaklı dokuz masanın ikisinde rakı-meyve, bira-fıstıkla demlenen birer, dip köşedeki masada da rakı içen iki kişi var.
Garson, “İstediğin masayı seç” dedi, sol köşedeki masaya, sırtımı sokağa vererek oturdum. Bütün salona hâkim olsam da, girişin solunda asılı olan ve at yarışı yayını veren ekran görüş alanım dışında. Karşımdaki duvarda yer alan ‘Sedir Pub Süper Lig Keyfi’ anonslu, kulüp logolarıyla bezenmiş özel futbol köşesindeki ekran ise neyse ki kapalı. En azından şimdilik. Bu işler hiç belli olmuyor, bakıyorsun bir yerlerden maç çıkıveriyor.
Sipariş zamanı… Yalnız olsam belli, 35’lik. İçebilitesini sormak için Şirzat’ı (Bilallar, 56) aradım, “Bir-iki kadeh” dedi. Yoldaymış.
50’lik söyledim, marka belirtmeyince doğrudan en klasik olan geldi. Rakı da su da soğuk.
Meze dolabında çeşit bol. Aşçının önerisiyle yarımşar Girit ezme, köz patlıcan, acılı ezme, fava sipariş ettim. Gözüm şakşukamsı mezeye takıldı, “Karışık Hatay turşusu, çok acı ama” diye uyardı. Canıma minnet. Turşular küçük doğranmış, bir nevi turşu salatası. Acılı ezmede meyve de varmış. Bakalım çözebilecek miyim? Nar kolay, dişe geldi zaten. Mezeler taze, lezzetli. Girit ezme benim diyen çoğu yerden iyi.
Maç ekranı köşesini ve yanındaki kayıklı manzarayı saymazsak, duvarlarda görsel yok. Sadece ortadaki kolonda Mustafa Kemal Atatürk’ün karakalem bir resmi asılı. Bir de fiyat listesi. Buna göre bira 185, 35’lik rakı bin 275, mezeler 225, Arnavut ciğer 450, patates tava 225, Adana, kuzu şiş 550’şer, tavuk kanat 475, köfte 450, et sote, çoban kavurma 600’er lira.
Şirzat bütün şıklığıyla içeri girdi. Son karşılaşmamızda geniş kenarlı Borsalino şapka takmıştı; şimdi bir ‘Peaky‘ kasket var başında (1900’lerin başında, Birmingham’da geçen ve bir suç çetesine dönüşen Shelby ailesinin hikâyesini anlatan Peaky Blinders dizisini anlattırmayacaksınız umarım........
