menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çırpınanlar Rıhtımı

33 1
16.01.2026

Birkaç yıl evvel, İranlı bir arkadaşımla Ayvalık sahilinde oturuyorduk. Kıyıya, yerli-yabancı turistlerin pek rağbet ettiği o tur teknelerinden biri yanaştı. Bakir koylara nara ata ata gözdağı vermiş, köpüklerini saça saça denizi bulandırmış, günübirlik rotasını tamamlayarak rıhtıma yanaşmıştı. Eğlencenin ve tepişmenin yorgun düşürdüğü günübirlikçiler sahili zangırdatan müziğe eşlik edemez olmuş, sendeleyerek karaya çıkıyordu.

Adetim olduğu üzere, bu manzara karşısında yüzümü buruşturdum. Zevkler ve renkler konusunda ortaklaştığımızı düşündüğüm arkadaşımın yüzünde benzer bir ifade göreceğimden emin, ona döndüm. Ağlıyordu.

Arkadaşlar arasında soğukkanlılığıyla maruf dostumun üstü başı oyun köpüğüne bulanmış pür neşe turistlere bakarak gözyaşlarına boğulmasına anlam veremedim. “İran’da insanlar şu kadarcık bir şey istiyorlar” dedi. “Köpüklere boğulmak, kadın-erkek denize dalıp çıkmak, kimseden çekinmeden ve ilkokul çocuğu gibi hesap vermeden kadeh tokuşturmak. Bu kadar.”

İran’da rejimin makbul saymadığı toplum kesimlerine reva gördüğü baskının boyutlarını ve etkilerini bizzat gözlerimle de gördüm, yaşadım. Tahran’da bir gece, üst komşumun evinde yapılan bir doğumgünü partisi basıldı…

Kadınların yüzündeki dehşet, parti kıyafetlerini değiştirip telaşla çarşaflara büründüğü anlar kazınmış zihnime. Kendinde “Kim içki içti” diye sorma hakkını gören, insanları karakola götürmekle tehdit eden kibirli memurların rüşvet bekleyen iştahlı gözleri de. Yolumu kesip beni sorgulayan istihbaratçının tatlı-sert tavırlarının bir adım ötesindeki vahşet de. El altından kadehime bir yudum arak dolduran restorancının çekingenliği de.

Tüm zamanını, enerjisini, maddi-manevi birikimini kendi halkının makbul saymadığı kesimlerini sindirmeye ve eziyet........

© Diken