menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haşr Günü Altını ve Gümüşü Biriktirenlere Lanet Olsun!..

23 0
27.02.2026

Haşr Suresi 7. ayet, Kur’an’ın en güçlü ekonomik ilkelerinden birini içerir. Ayeti modern ekonomik sistem açısından okumak, onu yalnızca bir ganimet hükmü olmaktan çıkarır; servet dağılımı, sınıflaşma ve iktidar–sermaye ilişkileri hakkında evrensel bir ölçüt haline getirir.

 “… Ki o mallar, içinizden yalnızca zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın.” (Haşr 7)

Bu ifade, ayetin tarihsel bağlamını aşan normatif bir ekonomik yasa koyar. Ayetin tarihsel bağlamı savaşsız elde edilen kamu mallarının (fey) nasıl dağıtılacağını düzenler.

Mallar: Devlet başkanının, Askerî elitin ve güç sahiplerinin özel mülkü sayılmaz. Aksine şu dört temel gruba harccanmalıdır.

Ama asıl vurgu dağıtımın mantığındadır, teknik ayrıntısında değil. Modern kapitalist sistemin fiili kuralı şudur:

 Servet, sermayesi olanlar arasında dolaşır…

Finansal kazanç, finansal elitlerin olup, Rant mülk sahiplerine giderken, Devlet teşvikleri büyük şirketlere verilirken Kriz faturası her zaman alt sınıflara ödetilir…

Haşr 7 ise şunu söyler:

Servet, zenginler arasında dönen kapalı bir devre haline gelirse, bu düzen meşru değildir. Bu düzen kölelik ve zulüm üretir. Mülk sahipleri Firavunlaşır ve ellerindeki imkânlarla siyasi sosyal ekonomik ve kültürel bir sömürü düzeni inşa ederler.

Bu, ahlaki bir uyarı değil, sistem eleştirisidir. Servet yoğunlaşmasına açık bir reddiyedir. Bugün küresel servetin büyük bölümü %1’in elinde bulunuyor. Finans, üretimin önüne geçmiş durumda, Para, emek üretmeden para doğuruyor. Haşr 7, modern iktisat diliyle şunu reddeder: Oligopolik ekonomi, Finansal aristokrasi, Rant kapitalizmi ve Trickle-down (damlama) yalanı.

Kur’an’a göre, Servet “aşağı sızmak” zorunda değildir, başta toplanmamalıdır. Devletin Rolü sadece hakem olmak değil, adaletin tarafında olmaktır. Devlet seyirci değildir, “Piyasa çözer” demez, güçlüye bırakmaz. Servetin yönünü düzenlemek devletin temel görevidir. Bu, Sosyal devlet fikrine, Kamusal mülkiyet ilkesine ve yeniden dağıtım mekanizmalarına doğrudan kapı açar.

Bizim modern İslamcı iktidarların yaptığı şey tam olarak Kur’an’ın yasakladığı şeydir. Onlar bu ayeti ya hiç namaz ya da onu sadaka ahlakına indirgeyerek yapısal adaletten yana hiç bir şey yapmadan sadece yandaşlarına  servet transferi yaparlar.

Haşr 7, bugünün diliyle şunu söyler:

– Ekonomik sistem ahlaki olarak tarafsız değildir…

– Servet yoğunlaşması doğal değil, zulümdür…

– Yoksulluk kader değil, politik tercihtir…

– Devlet, zenginin muhasebecisi olamaz…

Eğer bir toplumda, zengin daha zengin, yoksul daha yoksul oluyor, servet aynı ellerde dönüp duruyorsa, o toplum Haşr 7’ye aykırı yaşıyor demektir.  İster adına İslam desin, ister modernlik desin farketmez.

Bu ayet, ne neoliberalizme uyar, ne de bugünkü “İslamî” sermaye düzenine.

İslamcılar bu ayetin hükmünden kaçmak için Haşr 7 zekâtla değil, sistemle İlgili bir ayettir derler. Zekât var ya, İslam’da sosyal adalet zaten sağlanıyor, diyerek bunun hükmünden kaçarlar. Bu, Haşr 7’yi etkisizleştirmenin en pratik yoludur. Çünkü zekât bireysel bir ibadettir, Haşr 7 ise yapısal bir ilkedir. Zekât, temelde kişinin vicdanına bırakılan ve Servetin küçük bir kısmını hedef alan bir yaptırımdır. Zekât sistemi sorgulamaz, senin malından fakirlerin en asgari düzeydeki payını hedef alır.

Haşr 7 ise servetin nasıl oluştuğunu sorgular, dolaşım yönünü hedef alır ve düzeni eleştirir.

Kur’an, “Zenginler biraz versin.” demiyor, “Servet baştan zenginler arasında dolaşan bir düzen haline gelmesin.” diyor.  Yani mesele paylaşım değil, servetin belli ellerde yoğunlaşmasıdır.

Zekât, sadece adaletsiz bir sistemi hafifletir, Haşr 7 ise adaletsiz sistemi gayri meşru kılar.

İslamcılık bu ayeti görmezden gelir. Çünkü bu ayet, İslamcılığın sınıfsal gerçeğini açığa çıkarır. Modern İslamcılık bir ahlak hareketi gibi konuşur, ama fiiliyatta bir sermaye düzenidir.

Haşr 7 ihale düzenini sorgular, rantı sorgular ve devlet–sermaye–cemaat ilişkisini sorgular. Neticede “Helal kazanç” masalını bozar. Bu yüzden İslamcılık bu ayeti hutbede okur, ama iktisatta uygulatmaz. Ayeti sadaka, yardım kolisi ve fitre düzeyine indirger. Çünkü Haşr 7 uygulanırsa,

– “Bizden olan” zengin sorgulanır,

– Cemaat sermayesi tartışılır,

– “Dindar holding” miti çöker.

Haliyle İslamcılığın suskunluğu teolojik değil, sınıfsaldır.

Şunu açık net anlamâk gerekir. Kur’an kesinlikle Kapitalist bir metin olamaz. Kapitalizmin üç ana aksiyomu vardır: Sermaye birikir, Mülkiyet kutsaldır ve piyasa adalet üretir.

Kur’an ise bu üç temeli de kırıp atar. Birikim değil, dolaşım der. Kur’an serveti biriktirilecek bir “hak” olarak değil, dolaşması gereken bir emanet olarak görür…

Kur’an, “Yığıp sayanlara yazıklar olsun…”

(Hümeze 1–2) derken Kapitalizm  “Ne kadar çok biriktirirsen o kadar başarılısın.” der. Kur’an, “Neyi dolaşıma sokmadıysan, onu çürütüyorsun.” der.

Kur’an’da mülkiyet dokunulmaz değildir. Toplumsal zarara yol açıyorsa sınırlandırılır. Çünkü kamu yararı, bireysel kârdan üstündür.

Kapitalizmde ise mülkiyet, neredeyse kutsaldır. Bu yüzden Kur’an:

– Spekülasyonu sevmez

Çünkü bunların hepsi kapitalizmin motorlarıdır. Piyasa ahlak üretmez. Kapitalizme göre bırakırsan piyasayı, o kendisini dengeler. Kur’an a göre ise bırakırsan zulüm olur. Bu yüzden Devlet pasif ve tarafsız olamaz, toplum seyirci kalamaz ve zayıflar mutlaka korunması gereken........

© dibace.net