ZORLUĞUN İÇİNDEKİ KOLAYLIK…
Hayat, insanın istediği gibi ilerleyen düz bir yol değildir. Bazen yollar daralır, kapılar kapanır, hesaplar bozulur; insan kendisini çaresizliğin ortasında bulur. Hastalık, geçim sıkıntısı, kayıp, yalnızlık, ihanet, başarısızlık veya hiç beklenmeyen bir musibet insanın dünyasını karartabilir. Fakat mümin bilir ki karanlık, ışığın yok olduğu değil; henüz görünmediği bir hâl de olabilir. Her zorluğun içinde mutlaka, o zorluğu dengeleyecek bir kolaylık vardır. Sabır ise söz konusu kolaylığın davetçisidir.Kur’an-ı Kerim bu hakikati son derece dikkat çekici bir ifadeyle bildirmektedir. “Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah,5-6) Ayette “zorluktan sonra” değil, “zorlukla beraber” denilmesi önemlidir. Kolaylık, zorluğun tamamen ortadan kalkmasını beklememektedir. Kolaylık, bazen zorluğun yanı başında, bazen tam içinde bulunmaktadır. Fakat insan sıkıntıya fazlaca odaklandığında yanı başındaki imkânı göremez. Acı gözü, korku aklı, acele ise basireti perdeleyebilir.
Hz. Peygamber’in hicreti konunun en güzel örneklerinden biridir. Mekke artık yaşanamayacak kadar daralmış, müşrikler Allah Resûlü’nü öldürme kararı almışlardı. Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir Sevr Mağarası’na sığındıklarında takipçiler mağaranın yakınına kadar gelmişlerdi. İnsan hesabıyla bakıldığında şartlar son derece ağırdı. Hz. Ebû Bekir’in endişesine karşı Allah Resûlü’nün söylediği söz, bütün zamanların sıkıntıya düşmüş insanlarına verilen bir teselli gibidir; “Üzülme, Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe,40) O gün bir mağaranın karanlığında başlayan yolculuk, birkaç yıl sonra Medine’de bir medeniyetin doğuşuna dönüştü. Hz. Yusuf’un hayatı da........
