SORUMLULUKTAN KAÇIŞ...
İnsan, yaratılışı gereği kusur işleyebilen bir varlıktır; fakat onu değerli kılan, hatasız oluşu değil, hatasını fark edip yüzleşebilmesidir. Ne var ki modern insanın en büyük zaaflarından biri, hatasını görmek yerine onu başkasına yükleme kolaycılığına kaçmasıdır. Bu durum sadece bireysel bir zayıflık değil, aynı zamanda toplumsal bir hastalıktır. Çünkü sorumluluktan kaçan bireylerin çoğaldığı bir toplumda;hakikat geri çekilir, bahaneler öne çıkar, adalet zedelenir, huzur kaybolur.
Bugün aileden iş hayatına, siyasetten sosyal ilişkilere kadar hemen her alanda aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Bir sorun yaşandığında kimse “Ben nerede hata yaptım?” sorusunu sormuyor. Herkesin parmağı dışarıyı işaret ediyor. Oysa parmağını başkasına uzatan insanın üç parmağı kendisini göstermektedir. Bu basit hakikat bile, aslında insanın önce kendine dönmesi gerektiğini anlatmaya yeter. Fakat nefis, yüzleşmeyi sevmez; kendini temize çıkaracak yollar arar, suçluyu dışarıda bulmak ister. Çünkü sorumluluk almak bedel ister, olgunluk ister, cesaret ister.
İslam ahlâkı bu noktada insana çok net bir yol gösterir; “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Bu ilke, sadece bireysel bir tavsiye değil, aynı zamanda toplumsal düzenin de anahtarıdır. Kendi hatasını görebilen insan,........
