menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KADIN-ERKEK ARKADAŞLIĞI VE FITRAT

29 0
11.08.2026

Günümüzde “arkadaşlık” kavramı oldukça genişletilmiş, kadınla erkeğin uzun süreli ve özel yakınlığı çoğu zaman sıradan bir sosyal ilişki olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Oysa karşı cinsler arasındaki ilişkinin fıtratı ile aynı cinsler arasındaki arkadaşlığın fıtratı aynı değildir. Kadın ve erkek arasında yaratılıştan gelen bir farklılık, karşılıklı çekim ihtimali ve duygusal etkilenme zemini vardır. Bu gerçeği yok sayarak meseleyi yalnızca “iki insanın arkadaşlığı” şeklinde değerlendirmek, fıtratın önemli bir boyutunu görmezden gelmek olur. “Kardeşlik” ile “Arkadaşlık” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir. İslâm’ın ortaya koyduğu mümin kardeşliği, kadın ve erkeğin birbirlerine karşı insanî ve ahlâkî sorumluluklarını ifade eder. Kardeşlik hukukunda; yardım etmek, korumak, kollamak, hakkını gözetmek ve ihtiyaç hâlinde yanında bulunmak vardır. Kardeşlik hukuku; sınırsız duygusal yakınlık veya mahremiyet sınırlarını ortadan kaldıran özel arkadaşlık anlamına gelmez. Bir Müslüman kadın ile Müslüman erkek birbirlerinin hukukunu koruyabilir, aynı iş yerinde çalışabilir, aynı toplumsal mesele için gayret gösterebilir ve gerektiğinde birbirlerine yardımcı olabilirler; fakat bütün bunların “özel arkadaşlık” biçimine dönüşmesi ayrı bir meseledir.

Arkadaşlık; insanın hayatına daha özel bir alan açar. İnsan arkadaşıyla uzun zaman geçirir, özel meselelerini paylaşır, dertleşir, birlikte güler, birlikte üzülür ve zamanla karşılıklı bir duygusal bağ geliştirir. Kadın ile erkek arasındaki bu tür yoğun ve özel iletişimin hiçbir duygusal sonuç üretmeyeceğini baştan kesin kabul etmek; insan tabiatını fazla mekanik okumaktır. Her kadın-erkek iletişimi elbette cinselliğe dönüşmez; ancak ilişkinin mahremiyeti ve yoğunluğu arttıkça taraflardan en az birinin duygusal beklenti geliştirme ihtimali oluşabilir. Bu sebeple İslâm, günah ortaya çıktıktan sonra sadece sonucu yasaklamak yerine, insanı o sonuca taşıyabilecek süreçlere karşı da sınırlar koymuştur.

Kur’ân-ı Kerîm’in, “Zinaya yaklaşmayın.” (İsrâ/32) buyurması bu bakımdan dikkat çekicidir. Ayette yalnızca zina fiili........

© Denge