menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asgari Ücret, Azami Tartışma

10 0
14.12.2025

Yine bir Aralık ayındayız ve yine asgari ücret tartışmalarının tam ortasındayız. Kesin olan iki şey var: rakamların havada uçuşacağı ve bu “açık artırmadan” kimsenin mutlu ayrılmayacağı. Zira az sayıda vatandaşı etkileyen teknik bir detay olması gereken asgari ücret, ülkemizde mühim bir “memleket meselesi.” Çünkü asgari ücret iş hayatına yeni başlayanların, bilgi ve kabiliyeti sınırlı olanların, dezavantajlı çalışanların hakkını koruyan bir mekanizma değil özel sektörün “genel ücreti”.

Bu kritik sayıyı belirlerken hassas bir dengeyi kurmak ve adeta bir jonglör gibi üç topu aynı anda havada tutmak zorundayız: (i) çalışanın refahı, yani vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek ve insanca yaşatmak; (ii) işlerin sürdürülebilirliği, yani işletmelerin kapısına kilit vurdurmamak ve kayıt dışına kaçmalarına yol açmamak ve (iii) makro denge, yani yapılan zammın birkaç ayda enflasyona yem olmasını engellemek ve kalıcı bereketinin olmasını sağlamak.

Yedi başlıkta 2026 asgari ücretine nasıl yaklaşmamız gerektiğini konuşalım.

1. Asgari Ücret Ne Olmalı? Net Cevap: 30 Bin TL

Lafı dolandırmadan söyleyeyim: 2026 yılı için asgari ücret talebimiz net 30 bin TL’dir. Bu rakam rastgele seçilmiş bir temenni değildir; matematiğin ve sokağın gerçeğidir.

  • Enflasyon ve Büyüme: 2025 enflasyon beklentisi 1-32 bandında, reel büyüme ise %3 civarında. Yani sadece mevcut durumu korumak için bile mevcut 22 bin 100 TL’nin üzerine 5’lik bir artış şart.
  • Açlık Sınırı: Kasım 2025 itibarıyla dört kişilik bir ailenin açlık sınırı zaten 29 bin 800 TL’ye dayandı. Asgari ücretin bu seviyenin altında kalması toplumsal risktir.
  • Barınma Krizi: Kiraların 6 arttığı, ortalama kiranın İstanbul’da 33 bin lirayı aştığı bir ortamda, 30 bin TL bir lütuf değil, hayatta kalma zorunluluğudur.

Hükümetin kişi başına düşen milli geliri 17-18 bin dolar olarak açıkladığı bir ülkede, artık genel ücret haline gelen net asgari ücretin yıllık 9 bin dolar seviyesinde, yani kişi başına düşen milli gelirin yaklaşık yarısı kadar olması da makuldür.

2. Açlık Sınırı Gerçeği: Milyonlar Risk Altında

Asgari ücret, geçtiğimiz 24 ay içinde sadece dört ayda açlık sınırının yukarısında kaldı. Enflasyonun ve hayat pahalılığının etkisiyle yoksulluk sınırı yükselmeye devam ediyor. TÜRK-İŞ verilerine göre Kasım 2025’te dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ayda 29 bin 800 TL oldu. Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 38 bin 800 TL, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 97 bin 200 TL olarak belirlendi.

Türkiye’de bir hanede ortalama olarak yaklaşık üç kişi yaşıyor. Yani bir hanedeki üç kişinin üçü de mevcut asgari ücretle çalışsa bile, hane geliri yoksulluk sınırının oldukça altında kalıyor. Biz vatandaşımıza “açlık sınırının altında yaşa” diyemeyiz.

3. Davul “Hamdi Efendi”nin Boynunda, Tokmak Devletin Elinde

Asgari........

© Daktilo1984