menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anti-Semitizmin İslamcı Hali – I

24 0
22.02.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Anti-Semitizmin İslamcı Hali – I

Protokoller ilk olarak Rusya’da yayınlasa da, onu üreten antisemitik birikim Avrupa’ya aittir. O dönemin, hatta bugünün Rusya’sı Avrupa’dan ne kadar gayrıydı ki? Bernard Lewis’in de şahitlik ettiği gibi, Osmanlı coğrafyası benzer bir tarihsel birikimden yoksundu. Bu elbette bu coğrafya insanlarının Yahudilere yönelik hakarete varan önyargıları olmadığı anlamına gelmez. Her şeyden önce çoğunluğun dini olan İslam’ın kutsal kitabı Kur’an, Yahudilere yönelik oldukça ağır yargılar içerir. Mesela Bakara suresinin 61. ayeti, İsrailoğulları’nı “Allah’ın ayetlerini yalanlayan” ve “peygamberleri haksız yere öldüren” bir kavim olarak tasvir eder; bunun sonucunda üzerlerine “zillet ve yoksulluk damgası vurulduğunu” ve “Allah’ın gazabına uğradıklarını” bildirir.

Nisa suresinin 46. ayeti, Yahudilerin bir kısmının vahiy dilini bozduğunu, dinle alay eden, hatta açıktan isyan eden bir tutum benimsediğini söyleyerek, Allah’ın onları lânetlediğini ifade eder ve “içlerinden pek azının iman ettiğini” ekler. Maide suresinin 82. ayeti ise Yahudileri, müşriklerle birlikte, “müminlere en şiddetli düşmanlık besleyenler” olarak tanımlar. Bu ve benzeri pasajların toplamında Kur’an’ın çizdiği genel Yahudi figürü, “ahdini bozan”, “sözünden dönen”, “hakikati gizleyen”, “haksız kazanç ve faiz peşinde koşan”, “yeryüzünde bozgunculuk çıkaran” bir figürdür.

Bu ayetlerin varlığına karşın İslam teolojisi Hıristiyan teolojisi kadar ağır ve sert bir Yahudi-karşıtı öğreti geliştirmedi. Geliştiremezdi de. Zira; Kur’an, Yahudilere peygamberleri öldürmek günahını atfetse de, hiçbir peygamber Tanrı’nın oğlu olma sıfatına haiz olmadığı için, onlara ‘deicide’ günahını atfetmez. Ayrıca İsa, Kur’an’a göre, çarmıhta öldürülmemiş, “Allah katına yükseltilmiştir.” Dolayısıyla Kur’an, Yahudilerin İsa’ya ihanetini, doğrudan Tanrı’ya karşı işlenmiş bir günah olarak değil, O’nun elçisine karşı işlenmiş günah olarak yaftalar. Bir adım ötede Kur’an günahın bireysel olduğunu ilan ederek, bir günahın yükünü sadece o günahı işleyenin sırtına yükler. Haliyle İslam teolojisi tarihin belirli bir döneminde belirli bir kesimin işlediği günahı nesilden nesile aktarılan bir günah olarak tanımlayamazdı. Velev ki kendisine günah işlenen kişi peygamber olsun.

Bu temel ilke, Yahudilere dönük sert Kur’an yargılarının muhtemel çağrışımlarına karşı kısıtlayıcı olur nitelikte. Ayrıca, aynı metin İsrailoğulları’nı en azından bir dönem diğer bütün topluluklara karşı üstün kılınan, içinden onlarca Peygamber çıkmış bir topluluk olarak da anar. Sahabeler arasında İslam’ı seçen sayıca az olsa da Yahudilerin olması İslam teolojisini Yahudileri tarihin sonuna kadar damgalamasının önünde ayrı bir engel olmuş olsa........

© Daktilo1984