30 Ağustos
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eserini okuyup anlamayanlar... Nâzım Hikmet’in “Kuvayi Milliye Destanı”nı, Kurtuluş Savaşı’mız üzerine yazılmış en muhteşem eserini özümsememiş olanlar... “Neden kurtulmuşuz ki” deyip okul kitaplarından “Kurtuluş Savaşı” sözcüklerini çıkarabilir. Gaflet ve hıyanet içindekiler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı yok sayabilir. Uluslararası sözleşmelerimizi çiğneyebilir; adaleti, toplumsal hukuk devletini, laikliği ortadan kaldırma gayretini sürdürebilir.
Ancak bu ülkeyi ve Devrim Yasalarını korumaya ant içmiş olanlar biliyoruz. Kurtuluş Savaşı’yla nelerden kurtulduğumuzu, biliyoruz. Bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı’nı unutmadık, unutturmayacağız.
İşte Nâzım Hikmet’in dört duvar arasında hapishanedeyken yazdığı o eşsiz destanın saat ve saat kimi bölümleri: Yüksek sesle, içinize sindirerek okuyun.
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu./ Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki/ şayak kalpaklı adam/ nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden/ güzel, rahat günlere inanıyordu./ ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü./ Paşalar onun arkasındaydılar./
O, saatı sordu./ Paşalar: “Üç” dediler./ Sarışın bir kurda benziyordu. / Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı./ Yürüdü uçurumun başına kadar,/ eğildi, durdu./ Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak/ ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak/........
