Gıda enflasyonu
Gıda enflasyonu bugün Türkiye ekonomisinin en görünür krizlerinin başında gelmektedir. Öte yandan bu kriz, çoğu zaman iddia edildiği gibi yalnızca küresel gelişmelerin ya da arz şoklarının sonucu değildir. Bu kriz bize özgü, yerli ve milli özellikler taşıyan, yanlış makro ve mikroekonomik tercihler ile zayıf tarım ve hayvancılık politikalarının birleşik sonucudur.
Gıda fiyatlarının bileşenleri diğer ürün ve servis fiyatlarınkinden farklı değildir. Farklılık üretim biçiminden ve daha çok da hükümetin ekonomi politikalarının yanlışlığından kaynaklanır. Konuya ithalata bağımlılığın temel bileşenlerini vurgulayarak başlayalım.
Gıda enflasyonu tartışmalarında sıkça dile getirilen “İthal girdiler pahalandı, bu yüzden fiyatlar arttı” söylemi doğru olmakla birlikte eksik ve yüzeyseldir. Asıl mesele girdilerin pahalanması değil, ekonominin bu girdilere neden bu kadar bağımlı hale getirildiğidir. Temel olarak ithal maliyetler bir neden değil, yıllar içinde tercih edilen ekonomi politikalarının şekillendirdiği yapının bir sonucudur.
Tarımda yerli üretimi teşvik etmeyen, üretim planlamasını günün koşullarına göre serbest bırakarak ihmal eden ve çiftçiyi uzun vadeli destek mekanizmalarından mahrum bırakan bir politika seti, zamanla ekonomiyi ve özellikle de tarımı ithal girdilere bağımlı hale getirir.Bu durumda döviz kurundaki her artış, maliyetleri katlanarak yukarı çeker. Kuşkusuz, kur düzeyi ve oynaklığı ithal girdiler aracılığıyla maliyetleri doğrudan etkilemektedir. Ancak bu açıklama, mevcut enflasyon dinamiklerini anlamak için yeterli değildir. Çünkü Türkiye örneğinde karşı karşıya........
