menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR”

30 0
19.03.2026

“Nerede o eski bayramlar?” diyen çok tabii günümüzde. Bayram denince ilk akla gelen de bayramlık, bayram harçlığı ve çocuklar… Devir değişti, zamane çocukları da kapıya gelip şeker istemiyor artık. 

“Nerede o eski bayramlar”daki kapıyı çalan çocuklardan biri de Nusret’ti. Yıllar oldu onu kaybedeli. Anılarını yazdığı kitabında o eski bayramları anlatmıştır bize. “Bana bayramlık alınmıyor. Ama ben de öbür çocukların sevincine katılmışım. Bayram geliyor diye sevinmekteyim. Annemin bana bayramlık alamadığı için çok tedirgin, çok üzgün olduğunu anlıyorum” diyerek yoksullukla geçen günlerini paylaşacaktır.

Nusret’in ilk bayramlığını ise annesi diker. Beş yaşındayken, yıl 1920... Şöyle anlatır: 

“İlk pantolonu, ilk ayakkabıyı beş yaşımdayken bir bayramda giymiştim. O yaşıma dek ne pantolonum ne ayakkabım vardı. Üstüme alacakara bezden bir entari giydirirlerdi, ayaklarımda takunya. Annemin diktiği bayramlık giysim, iki paçasının yanlarında sedef düğmeler olan siyah kadifeden kısa pantolon, sadakor gömlekti. Bayramın birinci günü sabahı sokak kapısı önüne çıktım, duruyordum. Entarili, takunyalı bir oğlan beni arkamdan b*kluderenin içine itiverdi. Üstümden kirlenen bayramlığı çıkardılar. Yine alacakara renkli entarimi giydirdiler.”

Nusret’in ilk bayramlığı da böyle heba olup gider. 

Başka bir bayram da annesi eline para tutuşturur “Hadi oğlum git de fesini kalıplat” diye. Nusret sevinçle “uçarak gittim” diye anlatır. Gider fesçiye, buruş buruş olan fesi kalıba konur, elden geçirilir, ütülenir, yeni püskül........

© Cumhuriyet