menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

1921 Anayasası Görüşmeleri ve 'Mahalli Muhtariyet'

229 0
16.09.2026

1921 Anayasası taslak metnindeki “tam muhtariyet” ifadesinin “siyasi özerklik” veya “etnik özerklik” olarak yorumlanabileceği düşünülerek 14 Aralık 1920 tarihli meclis oturumunda, taslak metindeki “tam” sözcüğü anayasadan çıkarılmıştı.

Öteden beri Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına ve bölünmez bütünlüğüne karşı siyasal ve etnik özerkliği savunanlar, 1921 Anayasası’nın “mahalli muhtariyetten” söz eden maddeleriyle (11. madde ve devamındaki bazı maddeler) Türkiye’de siyasi ve etnik özerkliğin tanındığını, ancak Cumhuriyeti kuranların daha sonra 1924 Anayasası ile bundan vazgeçtiklerini ileri sürmektedirler. Bu iddiayı bugün “Terörsüz Türkiye” sürecinde yeniden duyuyoruz. Peki işin iç yüzü nedir? Daha önce yine Cumhuriyet’te, 25 Mayıs 2025’te “1921 Anayasası ve Muhtariyet” başlıklı yazımda 1921 Anayasası’ndaki “mahalli muhtariyetin” siyasi ve etnik özerklik olmadığını açıklamıştım. Bugünkü yazımda ise TBMM’deki 1921 Anayasası görüşmelerini (Meclis tutanaklarını) dikkate alarak 1921 Anayasası’ndaki “mahalli muhtariyet” maddeleri ile siyasi veya etnik özerkliğin amaçlanmadığını göstermeye çalışacağım.

‘MAHALLİ MUHTARİYET’ MADDELERİ 

23 madde ve 1 ek maddeden oluşan 1921 Anayasası’nda “siyasi ve etnik özerklik!” iddiasına kanıt olarak gösterilen 11. maddenin özgün hali şöyledir:

Madde 11: “Vilayet, mahalli umurda manevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dâhili siyaset, şer’i, adlî ve askerî umur, beynelmilel iktisadî münasebat ve hükümetin umumi tekâlifi ve menafii birden ziyade vilâyata şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisi’nce vazedilecek kavanin mucibince evkaf, medaris, maarif, sıhhiye, iktisat, ziraat, nafıa ve muaveneti içtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi vilâyet şûralarının salâhiyeti dâhilindedir.”

Aynı maddenin günümüz Türkçesi de şöyledir:

“İl, yerel işlerde manevi kişiliğe ve muhtariyete (özerkliğe) sahiptir. İç ve dış siyaset, dini, adli, askeri işler ve uluslararası ekonomik ilişkiler ve birçok ili ilgilendiren işler dışında hükümetin önerisi üzerine, TBMM’de çıkarılacak yasalar gereğince vakıf, medrese, eğitim, sağlık, iktisat, tarım, bayındırlık ve sosyal yardım işlerinin düzenlenmesi ve yönetimi il meclislerinin (il kurullarının) yetkisi içindedir.”

Anayasanın 12. ve 13. maddelerinde “vilayet şuralarının” “vilayetlerin halkı tarafından seçimle belirleneceği” belirtilmişti.

16. maddede, “Nahiye, hususi hayatında muhtariyeti haiz bir manevi şahsiyettir” denilirken; 15. maddede, kazanın, “manevi şahsiyeti haiz olmadığı” ve valinin emri altındaki kaymakama bağlı olduğu belirtilmişti. Yani, anayasaya göre “yerel işlerde muhtariyet” iller ve nahiyeler için söz konusudur, kazalar için değil. 14. maddeye göre vilayette TBMM’nin temsilcisi olarak “vali” bulunacaktı. Vali, “genel görevler” ile “yerel görevler” konusunda bir “anlaşmazlık” olursa, devreye girecekti.

1921 Anayasası’nın 22. ve 23. maddelerine göre de vilayetler bir araya gelerek “umumi müfettişlikler” meydana getirecekti. Bu “umumi müfettişlikler” devletin görevleri ile mahalli idarelere ait görevleri sürekli gözetleyecekti.

Çok açıkça görüldüğü gibi 1921 Anayasası’nın 11. maddesinde söz edilen “illerin muhtariyeti”, “siyasi ve etnik özerklik” anlamında bir “muhtariyet” değil, anayasadaki özgün haliyle “mahalli umurda” yani, “yerel işlerde” bir muhtariyettir. Bu yerel işlerde muhtariyet de sadece bir bölgeye veya bir etnik unsura yönelik değil, tüm ülkeye yöneliktir. 1921 Anayasası’nın 11. maddesinde hangi işlerin “yerel işler” olarak illere bırakılacağı açıkça belirtilirken, “düzenlenmesi ve yönetimi ‘vilayet şuralarına’ bırakılan” o işlerin de ancak “Hükümetin önerisi üzerine TBMM’de çıkarılacak yasalar gereğince” ele alınabileceği ifade edilmiştir. Buna göre; “İç ve dış siyaset, dini, adli, askeri işler ve uluslararası ekonomik ilişkiler........

© Cumhuriyet