ABD ve Çin
ABD yönetimlerinin sergilediği emperyalizme karşı mücadele, Türkiye’deki bazı çevrelerde, bir antiemperyalizm mücadelesi olmaktan çıkıp, ABD karşıtlığına, anti Amerikancılığa, ABD’ye ait olan her şeye toptan karşı çıkmaya evrilmiş durumdadır.
Bir ülkenin yönetimi ile halkını ayırmaktan aciz bu fanatik ve dogmatik yaklaşım, dünyaya insanlık açısından bakılmasını ve dünyadaki tüm insanlar için bir hak mücadelesi verilmesini engellediği gibi, antiemperyalizmin ideolojik temellere değil, ilkel ve basit bir şovenizme, ırkçılığa, ayrımcılığa ve nefret söylemine dayanmasına yol açmaktadır.
Bu hastalıklı yaklaşım aynı zamanda, uluslararası ilişkilerin de gerçeklere uygun bir biçimde kavranmasını olanaksız kılmaktadır. Bu çerçevede birçok kişi, zihinsel kurguların bir sonucu olarak, ABD’yi Çin ve Rusya ile bir karşıtlık ve düşmanlık çerçevesine oturtmaya ve umutlarını Rusya’ya ve Çin’e bağlamaya çalışmaktadır.
Oysa bu ülkelerin arasındaki ilişkiler, özellikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin ve “Varşova Paktı”nın yıkılmasından sonra, bir karşıtlık ve düşmanlık ilişkisinden çok, bir rekabet ilişkisine dönüşmüştür.
ABD, Rusya ve Çin arasındaki ideolojik ayrılıklar azaldığı ve Rusya ile Çin de küresel kapitalist düzenin........
