Yargıdaki siyasi depremsel kontroller: Bugüne nasıl gelindi?
Son yazımda yargının siyasi kontrolü ile ilgili üç döneme işaret etmiştim. En büyük tasfiye aslında 2016 FETÖ askeri darbe girişimi sonrası gerçekleşti. Bu yargıda o güne kadar en büyük tasfiyeydi. Ulaşabildiğim sayılara göre: 2431
4664 yargı mensubu hakkında soruşturma açıldı.
4238 yargı mensubu HSYK kararıyla görevden uzaklaştırıldı.
Açılan FETÖ davalarında 2431 yargı mensubu tutuklandı/mahkûm edildi.
Yüksek yargıda 169 kişi hapis cezası aldı.
Kaçak 285 kişi için yakalama kararı verildi. Bazı göreve iadeler yapılmış olsa da FETÖ bağlantılı olduğu saptanan veya şüphelenilen ve HSYK tarafından görevden atılanlar, büyük tasfiye hakkında bir fikir veriyor.
Daha doğrusu, bu kadar kesin veya FETÖ şüpheli yargı mensubu, yargıyı istila etmiş durumdaydı.
2010 yılı yargı referandumu sonucuydu bu FETÖ yerleşmeleri.
Tabii 2007’den itibaren şekillenen FETÖAKP ortaklığı, referandum sonucu yargıdaki bu büyük yapılanma ortaya çıkmıştı. Ondan önceki süreçte FETÖ zaten yargıdaydı ve etkin görevler edinmişti. Referandum ile bu pekişti.
2007 orduya yönelik Ergenekon (siville dahil) ve Balyoz ve casusluk suçlamalarının yargıdaki koç başları FETÖ mensuplarıydı. Tabii, AKP ile ortaklık nedeniyle de bu partiye yakın yargı elemanları da FETÖ ile işbirliği yapıyordu.
Bu dönemin simge ve en güçlü ismi başsavcı Zekeriya Öz’dü. Başbakan Erdoğan tam arkasındaydı ve zırhlı araba hediye etmişti.
Öz, yardımcısı ile birlikte Sarp kapısından Gürcistan’a, sonra........
