Dezenformasyon
Savcılık kaç gündür aranan ama bulunamayan gazeteci Alican Uludağ’ın son çare olarak derhal yakalanarak mevcutlu olarak İstanbul’a getirilmesini istedi. Kaçabilirdi... 30 polisle Alican’ın evi basıldı. Alican evdeydi; evi alt üst edildi. Kelepçeler takıldı ve aranan kaçak adam İstanbul’a getirildi.
Yani böyle mi oldu? Savcılık Alican’ı aradı bulamadı da 30 polise evini mi bastırdı? Alican’ın kaçak olduğuna ilişkin bir açıklama mı yapıldı da kimsenin haberi olmadı?
Peki Alican’ın sanki kaçakmış gibi, çağrılmış ama gitmemiş, bulunamamış gibi, ağır silahlı teröristlerin gizlendikleri ve ihbar üzerine yaşadıkları yere, evine baskın yapılıyor gibi, 30 polisle evine baskın yapılarak gözaltına alınması ne demek?
Bizzat dezenformasyonun ta kendisini uygulamalı olarak savcılık ve Emniyet herkesin gözü önünde yapmış olmuyor mu?
Tabii ki... Sevgili arkadaşımız Alican Uludağ ağlayan iki çocuğunu arkada bırakarak adeta karga tulumba İstanbul’a, emri veren sayın savcıların önüne çıkarılıyor.
Savcılık suçlarını okuyor, ifadesini alıyor, sonra cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla mahkemeye sevk ediyor. Mahkemenin........
