Çürüme bir günde başlamaz - Banu Özkan Tozluyurt
Bir toplum bir gecede çürümez. Ne tek bir seçim sabahında ne bir ekonomik krizle ne de bir siyasi iktidarla başlar çürüme. Çok daha sessiz, çok daha gündelik ve bu yüzden çok daha tehlikeli biçimde ilerler.
Yanlış olduğunu bildiğimiz bir davranışı “Herkes yapıyor” diyerek normalleştirdiğimizde, haksızlık karşısında başımızı çevirdiğimizde, liyakatsizliği “Bizden biri” diye savunduğumuzda büyür. Önce sözcükler değişir. Hırsızlığın adı “işini bilmek”, torpilin adı “tanıdık kullanmak”, kabalığın adı “açık sözlülük”, şiddetin adı “hak ettiği cevabı vermek” olur. Sonra davranışlar değişir. En sonunda da vicdan susar.
Sosyal çürüme yalnızca Türkiye’nin sorunu değil. Dünya, teknolojik ilerlemeyle ahlaki gelişim arasındaki mesafenin giderek açıldığı büyük bir değer krizi yaşıyor. İnsanlık yapay zekâyı ve uzay teknolojilerini geliştirirken çocukların savaşlarda ölmesini engelleyemiyor. Gazze’de, Ukrayna’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan acılar günlük haber akışının sıradan parçalarına dönüşüyor.
Acıya sürekli maruz kalmak, zamanla acıyı hissetme yeteneğimizi köreltiyor.
SÖYLEM VE EYLEM FARKLI
Türkiye’de ise sosyal çürümeyi görmek için yalnızca büyük siyasi tartışmalara bakmaya gerek yok. Bir trafik ışığında, hastane sırasında, apartman toplantısında........
