2 Temmuz 1993: Alevlerin karanlığı!
Yakın tarihimizin pek çok karanlık yılı var. Bunların içinde en karanlık olanı hangisidir sorusuna, bakış açısına göre farklı yanıtlar verilebilir.
O “Uğur”suz yıl, 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’nun evinin önünde öldürülmesiyle başladı.
24 Ocak 1993, 1990’lı yılların aydın kıyımları sonrasında “sıra kimde” sorusunun yanıt bulduğu çok acı bir gündü.
31 Ocak 1990’da Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu genel başkanı Prof. Muammer Aksoy, 7 Mart 1990’da Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç, 6 Eylül 1990’da din üzerine eleştirel kitaplarıyla öne çıkan emekli müftü Turan Dursun, 4 Ekim 1990’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahriye Üçok!
Uğur Mumcu, Prof. Aksoy’un cenaze töreninde fotoğrafını taşımış, köşesinde de sormuştu:
Uğur Mumcu sıranın kendisine gelmekte olduğunu biliyordu! Bu, “kalpaksız Kuvvacı”nın kalemi bırakmasına neden olamazdı!
1993’ün 17 Şubat’ında gün şu haberle başladı:
Terörün bitmesi için öncelikle halkı kucaklamak gerektiğini ısrarla vurgulayan, bunu stratejik çalışmaya dönüştüren Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in uçağı kalkıştan hemen sonra düştü.........
