Yeter artık!
Gazeteciliğin ne kadar önemli bir meslek olduğunu bir türlü anlayamıyoruz.
Bu meslek, iktidarların hoşuna gidenleri değil, toplumun bilmesi gerekenleri ortaya çıkarmak üzerine kurulu.
Tam da bu nedenle gazeteciler çoğu zaman baskıyla, soruşturmalarla ve yargı süreçleriyle karşı karşıya kalır. İktidarlar, her söylediklerini denetim altına almak ister.
Son olarak gazeteciler İsmail Arı ve Alican Uludağ’ın tutuklanması, bu baskı ikliminin yeni bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Her iki gazetecinin de özellikle yargı, güvenlik bürokrasisi ve kamu yönetimine dair haberleriyle bilindiği unutulmamalı.
Tutuklanma gerekçelerini yazmakla vakit kaybetmek istemiyorum.
Bu suçlamaların nasıl temellendirildiği, hangi somut delillere dayandığı ve gerçekten kamu yararıyla nasıl bir çatışma içinde olduğu ise ayrı bir tartışma konusu.
‘SİSTEMATİK MÜDAHALE’
Çünkü gazetecilik faaliyeti ile suç isnadı arasındaki çizgi, özellikle bu tür dosyalarda giderek daha muğlak hale geliyor.
Oysa burada asıl sorulması gereken soru belli:
Var olan sorunları anlatan, açıklayan, onları bulan gazeteciler mi suçlu yoksa bu sorunları yaratanlar mı?
Eğer bir ülkede gazeteciler yazdıkları haberler nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorsa o ülkede sorun yalnızca........
