Ve Tanrı aşkı yarattı
Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini. Yazı işlerine fırtına gibi girdi ve önüne geleni kucaklamaya başladı, bir yandan da tembih ediyordu: “Yarın hepinizi smokinli görmek istiyorum!”
O yıllarda Pierre Charon ve François Premier sokaklarının kesiştiği köşede, görkemli bir Paris apartmanının tek katına sığan Paris Match dergisinin çalışanları, genç adamın yıllardır sabırla beklediği düğünden söz ettiğini biliyorlardı.
“Smokin mi? Dalga geçiyorsun herhalde” dediler. Genç adam, dergide iki yıldır çalışıyordu. Ama en suratsız, en mendebur meslek erbabı bile onun Slav karizmasına dayanamamış, bağlanmışlardı, bu uzun ince adama.
“Dalga geçmiyorum” diye başını salladı damat adayı. “Burjuva düğünü olacak, kayınvalide ile kayınpederi hoşnut etmek gerekiyor!”
Değerdi.
Çünkü gelin adayı, birkaç yıl sonra dünyanın en güzel kadınlarından biri ilan edilecekti. Paris Match muhabirleri, iyi tanıyorlardı henüz 18 yaşındaki taze gelini.
Her akşam derginin girişine oturur, kusursuz bacaklarını, kuğu gibi boynunu, dolgun dudaklarını bir daha, bir daha seyredebilmek için önünden defalarca geçen genç muhabirlere bakmaya tenezzül bile etmeden nişanlısını beklerdi. Nişanlısı ona “Bri Bri” diye seslenir, güzel kız da “Va Va” diye çağırırdı genç adamı.
Kadının adı Brigitte Bardot, erkeğin adı Roger Vadim’di. Kadın, yedi göbek Fransız burjuvası ve varsıldı.........© Cumhuriyet
