Kısır döngüden çıkmak gerek
Ekonomi şimdi düzeldi, düzelecek diye iktidar sözlerinin üzerinden kaç bahar, kaç kış geçti... Emekli, emekçiye verilen sözler havada kaldı. Gıdadan barınmaya, sağlığa, temel ihtiyaçlara kadar fiyatlar uçtukça uçtu. Gıda enflasyonu konusunda son gelen haberler de içinde bulunduğumuz tabloyu bir kez daha gözler önüne seriyor. Küresel piyasalara ilişkin FAO’nun yayımladığı fiyat endeksinde gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artış sürüyor. Bir zamanların tarım ve hayvancılıkta güçlü ülkemizde yanlış politikaların cezasını yine halk çekiyor. Çevre katliamına izin verilmesin; tarım, su arazileri korunsun, çiftçiye destek verilsin, su havzalarında yapılaşma dursun uyarılarını duyan var mı sorusunun yanıtı, her birimizin kendi çevresindeki tanıklıklarda saklı. Birine sorsanız bir söyle, bin işit noktası...
Bugün öyle bir duruma geldik ki ülkemizin en bilindik, yaygın meyvelerinden elma bile tezgâhta cep yakar durumda. Ege, Akdeniz ülkelerinde zeytincilik küresel markalaşma, büyük bir ihracat kalemindeyken bizde kültürel hazine zeytin ağaçlarına baltalar indiriliyor. Zeytinlik alanlar madenciliğe/yapılaşmaya açılıyor. Uyarıları duyan var mı derken bir bakıyorsunuz geçen hafta iktidarın 485 maden sahası için ihale kararı alması gündeme düşüyor.
Gelişen teknolojik dünyada enerji-yakıt gereksinimini hepimiz biliyoruz. Eski taş devrine dönelim diyen yok. Ancak vahşi madenciliği, rant anlayışını savunmak için enerji çeşitliliği, sanayinin dönmesi........
