Çürümüşlük ve tükenmişlik
Günümüzde nereye el atılsa hemen her yerden ortalığa olumsuzluk saçılıyor. Dört bir yanımızda çürümüşlüğün izleri ile karşılaşıyoruz. Üstelik bu çürümüşlüklerin üstüne gidildikçe adeta cerahat fışkırıyor! Karanlık ve karamsarlık hayatımızı kuşatıyor! Giderek yaşam sevincimizi kaybediyoruz.
Toplumca adeta bir cendereye sıkışmış, daha doğrusu sıkıştırılmış gibiyiz. Olup bitenleri izledikçe, düşündükçe, doğrusu yüreklerimizi karalar bağlıyor. Bu kadim ülkenin onurlu ve yurtsever yurttaşları olarak artık vicdanlarımız kanıyor! Birçok sosyal araştırma, çürümüşlüğün ve tükenmişliğin çarpıcı sonuçlarını ortaya koyuyor.
Neredeyse tümüyle olumsuzluklara batmış gibiyiz. Hemen her gün şiddet, uyuşturucu, bahis, fuhuş, çeteler ve benzeri haberlerle karşılaşıyoruz. İzmir’deki son “tövbe gösterisi” gibi, günlük hayatın içinde karşılaşılan gerici, çağdışı tutum ve davranışlar da cabası! Bütün bu olumsuzluklar gönlümüzü de yüreğimizi de hem yaralıyor hem de karartıyor.
Bir de geniş toplumsal kesimlerin ekonomik ve sosyal sorunları var tabi. O sorunlar kimi zaman bu olumsuzlukların nedeni, kimi zaman da sonucu oluyor. Geçim kaygısı giderek büyük çoğunluğun ortak meselesi haline geliyor. Ortalığı tam anlamıyla karamsar ve karanlık bir tablo kaplıyor. Doğrusu toplumca bütün bu olumsuzluklarla baş etmekte zorlanıyoruz.
Çürümüşlüğün kokusu ortalığa yayılıyor. Geçtiğimiz günlerde........
