menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhanet, iftira, rüşvet çemberinde debelenen biz!

91 0
17.05.2026

Sevgili okurlarım, geçenlerde bir kadın arkadaşımla sohbet ediyorduk. “Ne yapacağımı şaşırdım” dedi. “Haberler, özellikle erkeklerin sıra sıra dizildiği sözüm ona açıkoturumlar, dijital kanallarda yayımlanan doğru mu yoksa yapay zekâ mı yapmış dediğim ifşaatlar beni boğuyor, hiçbir şey izlemeyeyim diyorum o zaman da kendimi devekuşu gibi hissediyorum.” Bu sözler karşısında ben sustum. Öyle bir algı bombardımanıyla karşı karşıyayız ki öfkemizi dindirmeye hiçbir şey yetmiyor.

Örneğin ben hâlâ Tayyip Erdoğan’ın bir sözüyle bir kaymakamın general yapılmasını kavrayamıyorum. Ordu mensuplarından da tek bir ses çıkmıyor. İşte neyse ki şimdilik bir İngiliz vatandaşına general payesi verilmedi. General generalliğini yaparken benim de aklıma cümleten unuttuğumuz sözcükler geldi: Mahremiyet, masumiyet, merhamet. Bugünlerde hayata ve dünyaya baktığımda, bu güzelim üç sözcüğün utanç içinde başlarını eğip bir ağaç kovuğuna sığındıklarını görüyorum. Yüzleri çok acılı çünkü öyle çok ihanet, öyle çok acımasızlık, öyle çok ifşa edilen sır görmüşler ki ellerinden kendilerini gizlemekten başka hiçbir şey gelmiyor.

Orada o ağaç kovuğunda, anılarıyla baş başa yaşıyorlar. Mahrem; o eski günlerindeki insanlar arasındaki sır dolu bakışları, hayal gücünün baştan çıkarıcı, kişiye özel görüntülerini, özenle katlanıp saklanan mektupları, kokusu yüz yıl süren kurutulmuş bir demet yaseminin, ipek bir mendilin içinde saklanan bir tutam saçın, geceleri, sonsuz bir sessizlikte alçak bir sesle sadece aya anlatılan hikâyelerini........

© Cumhuriyet