menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

263 0
22.03.2026

Sevgili okurlarım bu Şeker Bayramı’nı da, ne o unuttunuz mu bir zamanlar Ramazan Bayramı’nın adı Şeker Bayramı’ydı, çevremizde atılan füzeleri izleyerek geçirdik, tabii bir de adalet bakanımızın evlerini, mülklerini sayarak. Say say bitmiyor. Helal olsun vallahi her şeyin bir bedeli var.

Şimdi asıl konumuza gelelim, hepimiz biliyoruz ki savaşlarda en çok acı çeken kadınlar ve çocuklardır. Artık kimseler onların acılarını dile getirmiyor. Varsa yoksa füzeler. Keşke genç olsaydım da savaş bölgesindeki kadınlarla, çocuklarla röportajlar yapıp paylaşsaydım. Neyse ki vakti zamanında yaptığım röportajlar var, yazdığım hikâyeler var ve acılar hiç değişmiyor. Bugün sizlere on yıl önce yazdığım bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Hatırlayanlarınız çıkabilir. İzninizle:

Sığınakta tam on beş çocuktular. En küçükleri beş yaşındaydı. Üstünde kırmızı bir giysi vardı. Ablası o sabah kara kıvırcık saçlarını iki örgü yapıp tepesinde toplamıştı. Onun hemen yanında Reşit suskun oturuyor, az önce laboratuvarda gerçekleşen fizik deneyini düşünüyordu. Öğretmen iki ucu birleştirince aynen su yolu gibi mavi ve kırmızı iki ayrı ışık yolu oluşmuştu. Dedesinin yaptığı oyunları anımsamıştı Reşit. O da yanmayan ampulleri yakar, duvarlarda bin bir renkli fırıldaklar oluştururdu. Reşit, dedesinin bildiği her şeyi öğrenmeye kararlıydı. Vakti geldiğinde o da dedesinin yolunda yürüyecek, uzak dağ köylerinde, ıssız vahalarda canları sıkılanlara bir eğlence götürecekti.

Fatima deliler gibi korkuyordu. Ayaklarının titremesi geçse ellerinin titremesi başlıyordu. Bildiği tüm duaları okuyordu ama dualar........

© Cumhuriyet