menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıyıya Vuran Hatıralar

22 0
10.08.2026

Elif Aydoğdu Ağatekin’in 10. kişisel sergisi Kıyıda, Gölgeler ve Günlükler, 8 Ağustos’ta Bodrum’daki Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü Erdinç Bakla Sanat Galerisi’nde açıldı.

Elif’in işlerini bir süredir takip ediyorum. Bu yüzden sergide karşıma çıkan kırık bir porselen parçasına, eski bir tabağa ya da çocuk figürüne yalnızca o gün gördüğüm bir eser gibi bakmak kolay değil. Sanatçının yıllardır seramikle kurduğu ilişkinin nereden gelip nereye doğru değiştiğini de düşünüyorsunuz.

Günlükler Serisi-Mavi sükûnet, Yadigar porselen tabak üzerine çeşitli sırüstü dekor, Ø19,5 x 1,8 cm, 2026

Bir evin dolabında yıllarca saklanmış porselen tabak… Üretimden arta kalmış seramik atığı… Nereden geldiğini, kimin elinden geçtiğini bilmediğimiz küçük bir parça… Elif bunların kusurlarını ortadan kaldırmıyor. Kırılmışsa kırığı, aşınmışsa aşınmış yüzeyi kalıyor. Bir zamanlar ne işe yaradıklarını da bütünüyle unutturmuyor. Tam tersine, işe yaramaz denilip kenara bırakılmış bir nesnenin hâlâ anlatabileceği bir şey olduğunu düşünüyor.

Kıyıda, Gölgeler ve Günlükler bu düşüncenin daha kişisel bir yere doğru ilerlediği sergilerden biri. Aileden kalmış bir porselen tabakla endüstriyel bir seramik atığı aynı çalışmanın içinde yan yana gelebiliyor. Birinin geçmişini biliyoruz, ötekininkini bilmiyoruz. Ama Elif için önemli olan tam da bu ayrım olmayabilir. Her ikisine de dokunulmuş, ikisi de bir yerlerden geçmiş ve sonunda sanatçının eline ulaşmış.

Günlükler Serisi-Sessizlik mesaisi, Yadigar porselen tabak üzerine çeşitli sırüstü dekor, Ø21,5 x 2,8 cm, 2026

Serginin adındaki “kıyı” da burada anlam kazanıyor. Deniz kıyısından söz ediyoruz elbette ama yalnızca bundan değil. Çocukluğun, evin, aile sofralarının ve artık orada olmayan insanların geride bıraktıkları da serginin içinde. Elif bunları geçmişi yeniden kurmak için kullanmıyor. Zaten geçmişin böyle bir huyu yok; çağırdığınızda bıraktığınız biçimiyle geri gelmiyor.

Sergideki çocuk figürleri bu duyguyu daha görünür kılıyor. Bazıları kendi başına duruyor, bazıları ışıkla birlikte duvara gölgelerini bırakıyor. Siz yer değiştirdiğinizde ya da ışığın açısı değiştiğinde figür aynı yerde kalırken gölgesi değişiyor. Kimi uzuyor, kimi küçülüyor, bazen de gözden kayboluyor.

Çocukluk hatıralarına bakarken de benzer bir şey yaşamıyor muyuz? Bazı sahneleri bütün ayrıntılarıyla hatırladığımızı sanıyoruz. Sonra bir gün aynı olayı kardeşimizden, annemizden, eski bir arkadaşımızdan dinliyor ve onların bambaşka bir çocukluk hatırladığını görüyoruz. Demek ki hatırladığımız şey yalnızca geçmişte yaşanan değil; geçen........

© Cumhuriyet