Tarihin yeni öznesi mi, yoksa tarihin gerçekten sonu mu?
Uygarlık yapay zekânın gelişme hızına ayak uyduramıyor. Cumartesi günü Financial Times’da bir araştırma, yaklaşan ABD seçimlerinde seçmenin karar verirken “chatpot” (sohbet robotu) kullanma eğiliminin rol oynayacağını aktarıyor, “Ancak her şeyin sahteymiş gibi geldiği ortamda kimin sahte kimin gerçek olduğunu anlamak zor” diyordu. İster istemez Walter Benjamin’in (üretici güçler toplumsal denetim altına alınmadığında, insanlığı özgürleştirmek yerine köleleştirecek güçlere dönüşebilir olarak özetlenebilecek) uyarılarını anımsadım. Tartışmalar yoğunlaşırken son bir iki haftada dikkatimi çeken bazı yorumların ortak noktalarını aktarmaya çalışacağım.
Önceki teknolojik devrimler insanın fiziksel gücünü, üretim kapasitesini veya iletişimini artırıyordu. Yapay zekâ, doğrudan düşünme, karar verme, dil kullanma, problem çözme alanına giriyor. Bu gözlemi, YZ’nin artık yalnızca insan talimatlarını uygulayan pasif bir araç değil; fikir üreten, karar alan, görev planlayan, başka sistemlerle etkileşime girebilen otonom bir aktör, yeni bir özne haline geliyor olmasına ilişkin kaygılar izliyor.
Bir diğer gözlem de dil üzerindeki hâkimiyetin, toplumsal güç yaratma kapasitesiyle ilgili.
Hukuk, para, bürokrasi, medya, eğitim, siyaset, demokrasi büyük ölçüde dil ve ortak anlatılar üzerinden işler. YZ’nin dili çok güçlü biçimde kullanabilmesi, toplumun “işletim sistemine”........
