Hegemonya Hürmüz’de batarken
Hazirandaki mutabakatla kısa süreliğine duran savaş dört hafta geçmeden yeniden başladı, çatışmaların şiddeti artıyor, alanı Babülmendep Boğazı’na doğru genişliyor, Pentagon’un parası, füze stokları hızla tükeniyor, süreç bir işgal girişimi felaketine doğru tırmanıyor.
Trump yönetimi, üç kez “kazandık”, “tamamdır” dediği bu süreçte üçüncü kez strateji değiştirdi: önce hava saldırıları, ardından deniz ablukası, şimdi ise ikisini birleştiren bir model. Boğazdan geçen gemi sayısı dramatik biçimde azalırken Brent petrol 90 doları geçti. Trump’ın “Vietnam’a on dokuz yıl kaldık, burada dördüncü aydayız” sözleri, savaşın uzayacağını itiraf ediyordu.
Savaş yalnızca uzamıyor, kalıcı bir döngü de üretiyor. Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaez’in belirttiği gibi, her ateşkes bir sonraki savaşın hazırlığına dönüşüyor. Haziran mutabakatının beşinci maddesindeki belirsizlik bunun tipik örneğiydi: Washington bunu Hürmüz’ün tamamen açılması, Tahran ise her geminin kendi denetiminden geçmesi olarak yorumladı. Aynı metin iki farklı anlama izin verdiği için imzalandı; bu belirsizlik yeniden savaşa yol açtı.
ÜÇ TEMEL DAYANAK BİRDEN ÇÖZÜLÜYOR
Foreign Affairs’in son sayısında yayımlanan üç makale, bu savaşta Amerikan küresel üstünlüğünün üç temel dayanağının birden aşındığını gösteriyor.
İlk aşınma, zorlama kapasitesinde yaşanıyor.........
