‘III. dünya savaşı’ değil ama...
İran’a yönelik operasyon “Epic Fury”nin başlamasının üzerinden 11 gün geçti. ABD ve İsrail’in ortak hava harekâtı, Yüksek Rehber Hamaney’i ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun üst komuta kademesini hedef aldı. Tahran’ın saatler içinde verdiği yanıt ise yalnızca İsrail’i değil, dokuz ülkedeki ABD üslerini, Körfez ülkelerinin sivil altyapısını, balistik füzelerle, insansız hava araçlarıyla vurmaya başlamaktı. Hürmüz Boğazı da fiilen kapandı.
Üçüncü dünya savaşı tanımını kullanmak için henüz erken. Ancak Soğuk Savaş’tan bu yana hiçbir kriz, bu kadar çok sayıda ülkeyi, fazla büyük gücü aynı anda aynı savaş sahnesine çıkarmamıştı.
Rusya, İran’a fiilen yardım etmemekle birlikte artan petrol fiyatlarından ekonomik kazanım sağlıyor, Ukrayna savaşında üzerinde dikkatin dağılmasından yararlanıyor; Ortadoğu’da arabulucu konumunu pekiştiriyor. Çin gelişkin uydu sistemini kullanarak İran’a saldırılarla ilgili istihbarat sağlıyor, hedef saptamasına yardımcı oluyor. Çin, stratejik petrol rezervleri, küresel liman ağı sayesinde şimdilik savaşın ekonomik etkilerinden doğrudan zarar görmüyor ancak Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalırsa bu durum değişebilir. Türkiye, kendi topraklarına yönelik kaynağı tartışmalı füze saldırılarının ardından tarafsızlığını korumakta zorlanıyor. Avrupa, Güney Kıbrıs, İran yapımı bir insansız hava aracının hedefi olunca uluslararası hukuka saygı........
