menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Değişen rüzgâra karşı korunaklı alan...

23 0
25.07.2026

Memleket bir acayip hava dalgasının içinde salınıp duruyor: Sabah güneş, öğlen fırtına, akşam yağmur. Siyaset sahnesinde yaşananlardan toplumsal ruhumuza uzanan alacalı dizge atmosferle koşut bir ortam yaratıyor. Bunalım barometremizin yüksekliği olağandışı olsa da içinde bulunduğumuz koşullara o kadar alıştık ki... Umudumuz, “Ah bir yağmur yağsa ve kiri pası götürse” dileğiyle neredeyse birleşiyor. Tıpkı Oktay Rifat’ın kaleme aldığı “Yağmur Sıkıntısı” oyunu gibi. 

Yağmur Sıkıntısı, İnci ve Arif’in modern bir apartman dairesindeki evinin mutfağında geçer. Bir emlak komisyoncusu olan Arif ve İnci’nin kahvaltı masasında ufak çekişmelerle başlayan tartışmaları kıyıcı bir savaşa dönüşür. Böylece farklı sınıflar ve bakış açılarından gelen bu karı-kocaya ait toplumsal bir gerilim ortaya konur. Çayın ocağa konulmamış olmasıyla başlayan tartışma giderek derinleşir. Oyunun ikinci bölümünde bunalımı iyiden iyiye artan İnci, kocasının yönlendirmesiyle uyku ilacı alarak yaşamına son verir. Oyun boyunca yağmayan yağmurun verdiği sıkıntı İnci’nin iç sıkıntısını katlar. Artık dönüşsüz bir yola girilmiştir. 

Toplumsal yapının sunduğu eşitsizliklerin daha da arttığı bir dönemde İnci ve Arif’in ilişkisi karşımıza çokça çıkmaya başladı. Yeni zengin olmasına karşın yaşamın sunduğu değerleri tam kavrayamamış Arif ve kırılganlığı ile yaşam enerjisini kaybeden İnci farklı şekillerle ele alınabilir mutlaka. Yeni orta........

© Cumhuriyet