Dini özgürlük değil, din siyaseti
Geçen hafta ABD’nin dünyadaki Ortodoksları denetlemek için Fener Patrtikhanesi’nden yararlandığını ve Fener patriğinin, unvanlarına “Yeni Roma Patriği”ni eklediğini yazmıştık. Son gelişmeler, Fener Patrikhanesi konusunun gündemi epey işgal edeceğini gösteriyor.
Fener Patrikhanesi konusu hiç de bizden uzak bir konu değil. Osmanlı’nın son döneminde Yunan milliyetçiliğine destek veren Fener, Lozan Anlaşması’nda Türkiye’nin İtilaf Devletleri’yle başlıca müzakere konularından birini oluşturmuş ve sonunda, bu kurumun sadece Türkiye’deki Rum Ortodoks cemaatin dini kurumu olacağı, başka hiçbir siyasi yetkisinin olmayacağı kabul ettirilmişti (Evet bu konu, anlaşmanın ana metnine dahil edilmemişti fakat müzakerelerde İtilaf Devletleri bu konuyu kabul etmiş ve tutanaklara geçmişti. O nedenle Lozan’da patrikhane konusunda hükmün olmadığı iddiası kesinlikle doğru değildir).
İşte son dönemlerdeki gelişmeler, Türkiye’nin Lozan’da zorlukla kabul ettiği düzenlemelerin aşındırılması tehlikesini taşıyor (Fener Patrikhanesi konusunun Türkiye açısından önemini en kapsamlı ve en kolay okunur şekilde anlatan bir eser olarak Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan “Rusya Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi” adlı kitabımı naçizane........
