Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!
Bu sabah Türk tenis tarihinin en güzel sayfası açılabilirdi ama bir tutukluk oldu, adeta dondu. Ama aslında o sayfa yine de açıldı: Zeynep Sönmez, bizi ruh olarak 4. tura da taşıdı, hatta daha da ötelere... Önümüzdeki aylarda, yıllarda hangi inatçı turnuaları lehimize çevirebileceğimizi kanıtladı. Zeynep, zarafeti, genç tenisçilere ilham veren oyun zekası, sporcu etiği, güzel kalbi ve sahadaki duruşu ile zaten Avustralya’yı fethetmeyi başardı.
Ben maçı Avustralyalı spikerlerden dinleyerek izlemeyi tercih ettim. Allah sizi inandırsın, en az maçı seyreden biz Türkler kadar, çaktırmadan Zeynep’i tutuyorlardı! Çünkü ondaki yıldız tozu “land down under” yani onların deyimi ile “alttaki toprakları”, koca Avustralya’yı şimdiden etkilemişti. İki sunucudan biri eski bir Avustralyalı kadın oyuncuydu ama hangisi olduğunu çıkaramadım; devamlı Zeynep’e taktik verir gibi analizler yapıyordu. Emin olun Australian Open bir kurum olarak, Zeynep’in çeyrek finale hatta daha ileriye gidebilmesi rüyasını gördü! Onlar da bizim gibi istediler bunu ev sahibi olarak… Büyük turnualarda hikayesi olan, öne çıkan bir isim olduğu zaman, bütün dünyanın ilgi odağı olur o kişi; bu da tabii turnuaya yarar! Hele Zeynep’in üç eleme turunu da geçerek set vermeden ana tabloya çıkmış olması, arkasından Dünya “11” numarasını yenmesi, arkasından bir tur daha geçmesi ve bu turda da son ana kadar zorlaması herkesi çok etkiledi! Tabii buna eklenecek çok önemli bir konu daha var: Zeynep’in arkasında duran binlerce Türk taraftar! Onların da kattığı renk çok cazip geldi Avustralyalılara.
Yeri gelmişken şuna da değinelim, tabii ki çok büyük bir itici güçtür seyircilerimizin stadyumda yerlerini alması ve Zeynep’i bir futbol maçında olduğu gibi desteklemeleri. Ama sevgili Avustralyalı Türkler tabii bu konuda belki yeterince tecrübeleri olmadığı için gerçekten kendilerini bir milli futbol maçında gibi görerek davrandılar. Tenis kortundaki taraftarlığın farklarını henüz tam bilmiyorlardı. Belki aralarındaki birçoğu ilk defa bir tenis maçına gidiyordu! Varlıkları çok önemli ve çok güzeldi. Tenis tribünü fanatik taraftarının davranış biçimlerini de yakında öğrenecekler. Çünkü Zeynep daha önce Londra’da yaptığı gibi, bugün Melbourne’da yaptığı gibi, tribünlerdeki tüm Türk taraftarları ayağa kaldırmayı sürdürecek. Kentin adı değişecek kah Almanya’dan kah Fransa’dan kah Amerika’dan bir turnuaya girdikçe, fanatik Türk tenis taraftarları, bugün Zeynep’le yarın belki Ergi, Deniz Dilek veya başka isimlerle beraber bu uluslararası serüveni yaşamayı daha iyi öğrenecekler! Bu sabah çok güzel şeyler yaptılar tribünlerde, tabi dozu biraz kaçırdılar tecrübesizlikten… Olabilir. Bunlar geçici sorunlar, inanın onlar da hızla adapte olacak.
Açık konuşalım rakibi 14 kere üst üste Melbourne’u oynamış, inanılmaz bir şekilde 44 slam turnuvasına ana tablodan katılmış bir isim. Yani daha tecrübeli olamaz hiç kimse!
Zeynep aslında maça çok iyi başlayabilirdi, çünkü henüz ilk oyunda rakibinin servisinde kırma puanı elde etti. Fakat gerek o oyunda ve setin kalan devamında gerek maçın genelinde, kendisinin bugün mağlup olmasına neden olan ana sorun devreye girdi: Basit hatalar. Yani rakibin çok farklı veya sert bir vuruşundan veya stratejik seçiminden kaynaklanmayan, düz rallilerde durup dururken yapılan hatalar… Bir nevi topun ve puanın “intihar etmesi” gibi! Bunu tenis oynayan herkes bilir. Dünyada basit hata yapmayan tenisçi yoktur. Dünyanın en meşhur ve en tarihi oyuncuları da bugünkü yıldızlar Alcaraz ve Sinner dahil tüm büyük isimler bu dertten arada mustariptirler. Ama bunun mantıklı bir oranı olması lazımdır. Dün Zeynep 73 basit hata yaparken rakibi yalnız 33 tane yaptı. Hele maçın başında aralarındaki bu oran daha da kötüydü. Bunun nedenleri ne olabilir? Aynı Zeynep bir tur önce Macar, iki........
