CHP nasıl ‘güvenli kilit’ hattında siyasetçi bulabilir?
Adeta bir “rüzgâr gülü” gibi siyasi parti değiştirebilen, vatandaşın yüzüne hiç rahatsızlık hissetmeden bakmaya devam ederek siyaset yapmayı sürdürebileceğine inanan farklı bir insan türü ortaya çıktı. Eskilerin deyimiyle köseleden yüz derileri olan bu insanlar, düne kadar bağlılık cümleleri sıralamaya doyamadıkları partilerini bırakıp en ağır sözleri hiç çekinmeden sarf ettikleri partiye transfer olmakta bir mahzur görmediler! Vardıkları yerde aldıkları alkışın altında hiçbir gerçek saygı olmadığını anlayabildiler mi, pek sanmıyorum!
Halk kendini dolandırılmış hissediyor! İdeolojik farkların yoğun yaşandığı Türkiye gibi bir ülkede AKP ve CHP arasında gerçekleşen bu geçişler çok ağır! Çünkü konu felsefi ve ideolojik bir yol ayrımı! Normalde maddiyatla hiçbir ilişki taşımaması, bu uğurda ömürlerin adanması gereken bir alan siyaset... En azından hem ideolojik olarak hem de halk nezdinde öyle olması gerekiyor. Geçmişte merkez sağda ANAP ve Doğru Yol arasında yaşanan geçişleri bugünkü durumla kıyaslayamazsınız. Keza aynı şey sol partiler arasında yaşanmış olaylar için de geçerli. Geçmişte CHP-SHP-DSP arasında yaşanan bazı transferler de sol kesimi belki üzdü veya şaşırttı ama bugünkü iktidar-muhalefet arasındaki geçişlerin yarattığı karanlık dalgalarla kıyas götürmez! AKP ve CHP’ye oy verme kararı arasında bambaşka bir Türkiye geleceği, bambaşka bir yaşam tarzı, bambaşka bir insani duruş ve ideolojik tercih söz konusu. Halkın büyük bir heyecanla mitinglere katılıp belki kapı kapı dolaşması sonucunda oluşan siyasi irade, bir dokunuşla muhalefetin genel merkezinden alınıp Beştepe’ye taşınmış oluyor.
Seçmenleri ve CHP Genel Merkezi şaşkına çevirerek iktidar kanadına geçenler arasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun döneminden gelen isimler var: Belediye başkanları Özlem Çerçioğlu, Burcu Köksal, Mersin milletvekili Ufuk Çakır ilk aşamada akla gelen, medyada en çok konuşulan isimler! Tabii,........
