Nasuh’u bırak Hulusi’ye bak!
Yargı sadece gözaltı, tutuklama yapmıyor. Yargı artık tarihi de yazıyor.
Geçen hafta 15 Temmuz’un 10. yıldönümüydü. Resmi törenlerin dışında da konu siyasetin merkezindeydi. “Herkes özgürce fikrini söyledi” demek isterdim. Ama yok... Yargımız sağ olsun! Yine sopasıyla ortaya çıktı. Neyin ne kadar söylenebileceği çizgisini çekti.
Bahsettiğim Nasuh Mahruki’nin tutuklanması. “15 Temmuz önceden fark edilmiş...” diye başlıyordu. Darbe girişiminin önlenebilir olduğu halde önlenmediğini iddia ediyordu. Çıkardığı siyasi sonuçlar vardı.
Güney Afrika’dan kendi ayağıyla geldi. “Adli kontrol yetersiz kalır” denerek tutuklandı. Savcılıkta ve mahkemede konuşulanlara bakıyorum. Mahruki ve avukatları düşüncelerini anlatmış. Ama yargı, “Yok öyle değil” diyerek tutuklamış. Tutuklama gerekçesi de ilginç: Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik. Bu suçun işlenmesi için gerek şart olduğundan; tutanakta, 571 bin takipçili 76 bin 300 kez görüntülenen paylaşımın “infial yarattığı” ve “açık ve yakın tehlike oluşturduğu” yazılmış. Ne tehlikesi inanın ben de bilmiyorum...
Karardan sonra düşündüm. Sahi 15 Temmuz önceden öngörülemez miydi? O yana çevirdim bu yandan baktım. Her seferinde cevabım “Evet öngörülebilirdi” oldu. Hatta dahası, darbenin bağıra bağıra geldiğini söyleyebilirim.
15 Temmuz’dan iki yıl önce... Kumpas davalarının birer birer çökmesiyle yurtsever askerler cezaevinden çıktı. O görüntüyü unutmuyorum. 4 Temmuz 2014’te hapisten çıkan deniz subayı Bülent Akbaş, uzatılan mikrofona şöyle söyledi: “Devletin içindeki paralel yapı üç sene içinde tarihin görmüş olduğu en büyük darbeyi yapacak güce geldi.”
Falcılık değil. Öngörü. Zira FETÖ; kumpasları orduyu ele geçirmek için kurmuş, orduyu ise darbeyi yapmak için ele geçirmişti. Ateşin içinden çıkan Akbaş, bunu çok rahat söyleyebiliyordu.
O askerler TSK’ye dönüş davaları açtı. Darbeye 6 ay kala 30 asker Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nden (AYİM) dönüş kararı aldı. Ne oldu hatırlıyor musunuz? Genelkurmay karara itiraz etti. Milli Savunma Bakanlığı’na bildirilen görüşte FETÖ kumpasına arka çıkılarak askerlerin TSK’den atılması savunuldu. Sahi sizce FETÖ düşmanı o askerlerin darbeye altı ay kala karargâha dönmeleri neden istenmemişti?
Darbeye sayılı günler kala...
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ soruşturmalarında Genelkurmay’a yazılar yazıyor, bilgi istiyor........
