menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasetin ve ömrün sınırları-İsmail Cem

22 7
01.02.2026

Onu da bir başka 24 Ocak’ta kaybettik.

Uğur Mumcu ile meslektaş ve yakın dost idiler. Ölümleri asla ve zinhar kıyaslanamaz. O artık sadece ailesi, çok yakınları ve hakşinas dar bir çevre tarafından hatırlanıyor.

Siyasetçi için erken denebilecek (67) bir yaşta ölümü ama “24 Ocak tarihi” bir başka talihsizliği mi?

“Talih” ancak “tarih” gibi bir zekâ konusu değil.

Tersi de “yapay”! Yine de günün modasına uyup sorayım istedim. El cevap: Cem’in ikinci bir talihsizliği sayılabilir. Ama asıl konu onun bakımından biraz da ‘sessiz büyükler’ meselesidir. Dışişleri bakanlığı döneminde Türkiye’ye itibar kazandırmıştı. Ama yüksek sesle konuşan, kavga eden, kendisini mitolojik bir figüre dönüştüren bir siyasetçi değildi.”

Muhatabınız “makine” de olsa soramadan edemiyor insan:

-Yani sizce Cem nasıl siyasetçi idi?

-Türkiye’de siyasette hatırlanma çoğu zaman gürültüyle doğru orantılıdır!

Vay ki vay! Şu YAPAY denen merete bakar mısınız!

Tersi de doğru dedik diye dileriz yukarılara mukarılara laf çakmayı huy muy edinmez, cin olamadan şeytan çarpmaya falan kalkmaz inşallah!

Neyse geçelim.

***

İsmail Cem’i yakından tanıyanlarda bıraktığı kanaat “bu iddia ve birikimdeki bir siyasetçinin mutlaka genel başkan olarak ülkeye hizmet etmesi” gerektiğiydi. (Yerli ve milli garabete bakınız ki vatana hizmet aşkıyla sıraya girmiş resmi siyasi parti genel başkanı sayımız 160 -yüz altmış- adede dayanmış durumda!)

Siyasete adım attığı günden başlayarak kendisini en tepeye göre konumlandırmaya yönelmesi, bu izlenimin çok farkında olmasındandı. Madem, “siyaset mümkünün sanatı ise mümkünün sınırlarını genişletmek için de önce parti lideri olmak gerekiyordu”!

Ondaki bu başa güreşmek azmi daha ziyade sağ siyasette iyice pandemik bir hal alan hormonlu bir özgüven ve alaturka bir narsisizm değildi.

***

Cumhuriyet gazetesi okurları İsmail Cem’i 1965 yılında Cumhuriyet’in pazar günkü baskılarının yazı işleri müdürü olarak tanımıştı. (2. sayfaya........

© Cumhuriyet