Geçmişten Bugüne Matbaacılık
“Ben kitaplarımı değil, kitaplarım beni ortaya çıkarmıştır.“
“Kitaplar çoğunlukla kitabı yazan kimselerin en iyi duygularını, en doğru düşüncelerini, en sağlam kanılarını, en temiz umut ve ülkülerini taşırlar.”
Matbaanın ilk kez kullanılması Uzak Doğu’da başlamıştır. İlk matbaa, ağaç oyma tekniği kullanarak, MS 593’te Çin’de kurulmuş, ilk basılı gazete de MS 700’de Pekin’de çıkmıştır. İlk Türk matbaasının kurucusu olan İbrahim Müteferrika’nın devamlı olarak adıyla birlikte kullanılan ve onunla aynileşmiş olan mesleği müteferrikalıktır.
Paris’te bulunduğu sırada bir matbaayı ziyaret eden Mehmed Said Efendi, İstanbul’a döndüğünde matbaa kurma kararı almıştır. İstanbul’a dönüşünde İbrahim Müteferrika ile tanışan Mehmed Said Efendi, birlikte bir matbaa kurmak için çalışmalar yapmaya başlamıştır. Osmanlı’da ise matbaa, Avrupa ile eş zamanlı kullanılmış fakat okuma-yazma oranı düşük olduğundan talep görmemiş, azalarak yok olmuştur.
Geçmişten bugüne bu matbaada kitaplarımın baskısını gerçekleştirdim. HAYKIRIŞ adlı şiir kitabımdan yeni baskı yaptırmak için yine kapıdan içeri adım attım.
Matbaa kapısından içeri adımımı atınca Tülay YILDIRIM ile yüz yüze geldim. Her zamanki olumlu yaklaşımı ile karşılandım. Egem Okulları ve Egem Basımevi sahibi Ramazan GÜVEN‘in odasına girdim. Makamında ilgiyle karşılandım. Çaylarımızı yudumlarken değişik konularda söyleşimiz sürdü. Güven, donanımlı ve zeki yapıda bir kişiliğe sahiptir.
Geçmiş yıllardaki Tarihi Çardak Yağlı Pehlivan Güreşleri Ağası (3 yıl) Ramazan GÜVEN‘in; ağalığının yağlı pehlivan güreşlerindeki yeri önem taşır. İş adamı Ramazan Güven, 657.’si yapılacak olan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ağalığına aday olduğunu açıklamıştır.
‘Çardaklıyız Biz Derneği’ Başkanı ve Çardak Güreşlerinin ağalarından Ramazan GÜVEN, geçmişte 657.’si yapılan Tarihi Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri ağalığına aday olduğunu açıklayarak, ağa olsam da olmasam da tarihi konaklardan birini ‘Yağlı Güreş Müzesi’ yaptıracağını söylemiştir.
Sonrasında bitişik odada çalışan basımevinin ortaklarından olan Sedat GÜVEN‘i ziyaret ettim. Çayını yudumlarken müze görünümlü odasındaki görüntülere göz gezdirdim. Kısa ve öz konuşmalarımız oldu.
Oradan HAYKIRIŞ kitabın dizgisini gerçekleştiren İbrahim MISIR’IN yanında gittim. Dizgi hakkında karşılıklı görüşmelerimiz oldu.
Basımevi çalışanlarının olumlu çabalarını gördüm. Emekleri geçen o adlar şunlar: İbrahim Mısır, Murat Kurumlu, Tülay Yıldırım, Nazlı Aydın, Gül Şeker, Derya Gök, Uğraş Aycan, Emine Alkan…
Baskı işini gerçekleştiren Uğraş AYCAN’ı da aygıtın başında ve titiz çalışma ortamında gördüm. Kısa konuşmamız oldu.
Murat KURUMLU, her zamanki gibi baskı bölümünde kağıtlar ve kitaplar arasında ve işinin başında. Arı gibi çalışkan…
HAYKIRIŞ adlı şiir kitabımdan yeni baskı yaptırmak için Ege Basım’daki uğraşlarımdan sonra ayrıldım. Başta Ramazan GÜVEN olmak üzere tüm çalışanlara esenlikler dilerim.
Geleneğim olan ilgili bir şiirle yazımı noktalıyorum:
Pencereden Haliç’i yakaladı gözlerimUmut yüklü motorlar denizde düşe kalkaBir eylül sabahında İstanbullaştı sevgimİstanbul’da İstanbul’u yaşamak bambaşka.
Türkü tadı gecede upuzun minarelerUçuşan martıları sevinçten çığlık çığlıkmeydan okur yıllara tarih tarih değerlerAl lâle güzelliği renk renk güler uygarlık.
Boğaz’da mavi boncuk anıt anıt yapılarÜrkme, titreme gelir düşündükçe şöyle birGörkemini bozmasın fırtınalar, boralarŞiirce güzellikler yaşanmıştır kim bilir.
Şerit şerit yolları gerdanda bir nakıştırSoluklu düdük sesi uzaklardan duyulurGeçmişten geleceğe muştulu bir bakıştırArayan mevlasını, belasını da bulur.
Acımasız dalgada kırıtır Kız KulesiKaçışan yağmurları dökülür sicim sicimEvrenin sabahları güzel midir böylesiEllere gülümseme ceylan gözlü sevgilim.
