menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Ordusunun Yemen Kayıpları

13 0
21.10.2025

Yemen 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Mumluklulardan Osmanlı yönetimine geçer. Osmanlı yönetimi 1539’da Zübdeydi Amiri Ahmet’i görevden alarak yerine Yemen Beylerbeyi olarak Ferhat Paşa’ yı atar. 1877’ye gelindiğinde Sultan Abdülaziz tarafından Arabistan ve Yemen’ de görev yapmak için 7. Ordu kurulur. 1908’de 7. Ordu kuvvetleri Yemen’deki isyancı kabilelerle mücadele için, 13. ve 14.nolu iki piyade tümeni, bir süvari ve bir topçu alayı ile takviye edilir. Ordu komutanı Mirliva Rüştü Paşa, “Yemen Hatırası” adlı kitabında Yemen’ de bulunan 7. Ordunun asker ihtiyacının; Anadolu’da Erzincan’da olan 4. Ordudan ve Trabzon, Rize, Sivas, Tokat, Amasya, Sivas, Erzurum ve Siirt vilayetlerinde hazırlanan Redif Taburlarından karşılanır.

II.Abdülhamit tarafından İmam Yahya (1904-1918 Muhammed Hamidendin) Kasımi Hanedanlığı unvanını kullanmadan Yemen’e imam olarak atanır. Yemen’de diğer aşiretlerle birleşerek Osmanlı Devletine karşı defalarca cihat çağrısında bulunur, isyanlar çıkartır. İmam Yahya bu görevinde Osmanlı Devletine karşı asla samimi olmamıştır. 1918’de Mondros antlaşmasından sonra başkent Sena’yı kuşatarak kendini Yemen Emiri olarak ilan eder. İmam Yahya’nın Yemen’de defalarca isyan çıkartması karşısında Osmanlı ordusu sürekli kuvvet kullanmak durumunda kalır.

Arabistan yarımadası ve Yemen’de bölge halkı yüzlerce Arap Aşireti ve şeyhi hâkimiyetindeydi. Yemen’de birbirleriyle mücadele halinde 258 Bedevi aşiret vardı. Çok az sayıda aşiret Osmanlı yönetimini kabul ederken, Yemen’de çoğunluğu oluşturan Zeydiler, Hz. Muhammed’in soyundan gelmeyen imamlardan başkasını kabul etmemekteydi. Yemen’de II. Abdülhamit döneminde görev verilen valiler Zeydilerin aşiret yapısı ile sürekli mücadele halindeydi. Arap yarımadasında Arap aşiretleri, şeyhler, imamlar Osmanlı ordularına karşı İngilizlerle iş birliği yaparak cephe savaşlarına katılmaktaydı.

Yemende Arap aşiretleri İslam dinini farklı biçimde yorumlayarak birbirleri arasında sürekli çatışma ve savaş halindedir. 1876’da Tahta çıkan II. Abdülhamit halife gücünün artırılması amacıyla bölgeye din hocaları, vaizler, komutanlar gönderir. İmparatorluğun sınırlarında olan Sina yarımadası, Filistin, Suriye, Yemen, Süveyş Kanalı üzerinde aşiretler arasında sürekli rekabet ve kargaşa yaşanmaktadır. II. Abdülhamid tarafından bölgenin asayiş düzeni için 7. Ordu oluşturulur. Arap yarım adasında Şam’dan Medine’ye kadar uzanan Hicaz Demiryolu inşaatı biter ve ( 1 Eylül 1900 – 1 Eylül 1908’de ) hizmete açılır. Ancak İngilizlerin kışkırtması sonucunda demiryolu çok kısa zamanda Arap aşiretleri tarafından bütün unsurlarıyla imha edilir.

II.Abdülhamit’in döneminde Arap yarımadası, Yemen, Hicaz, Irak ve Trablusgarp’ın asker ihtiyacı Anadolu Türklerinden karşılanmaktadır. Ayrıca Hıristiyan kesim başta olmak üzere İmparatorluğun tebaasının önemli bir kısmına geniş anlamda askerlik muafiyeti uygulanmaktadır. II. Abdülhamit’in Araplara olan bu ayrıcalığın “Halife-i Ruyi Zemin” yeryüzünün halifesi politikalarına dayandırılmaktadır. [1] İmparatorlukta askere alma işlemlerinde zadegân, ağa ve aşiret çocukları için geniş kapsamlı askerlik muafiyeti uygulanmaktadır. Zadegân sayılan aileler için kendi oğlu yerine diğer bir başka bir kişinin askere gönderilmesi kabul edilirken, başka bir işlemde Bedel-i Nakti (bedelli askerlik) ile 20 lira bedel karşılığında oğlunun yerine bir başkasını askere gönderme ayrıcalığı sağlanmaktadır.

II.Abdülhamit döneminde Yemen aynı zamanda sürgün bölgesidir. Yıldızdan gönderilen sürgün memurların kontrolsüz davranışları; halka karşı zorbalık, rüşvet, yolsuzluk, Arapça bilmeyen görevlilerin halkı Türkçe konuşmaya zorlaması, halkı sokakta ve merdiven üstünde yargılaması, mahkeme masraflarının halktan alınması, vergi adaletsizlikleri nedeniyle yerel hak, yönetimden sürekli şikâyetçi olmaktaydı. Yemen’de uzun dönem Valilik yapan Osman Nuri Paşa, bu durumu II. Abdülhamit’e bir raporla bildirir.

Yemen’in asker ihtiyacı Rumeli’den ve Anadolu’dan, Erzincan’da 4. Ordu ve Şam’da bulunan 5. Orduya ait Redif Alaylarından karşılanmaktaydı.[2] Bu maksat için Rumeli ve Anadolu’daki 23 – 38 yaşları arasında kayıt altında tutulan kişilerden oluşan Redif Alayları hazırlanır. Anadolu’nun bazı sancaklarında 10 – 20 kadar redif taburları kurulur. Taburlarda subay ihtiyacı bölgenin ileri gelen ailelerinden seçilen kişilerden yardımcı subay olarak görevlendirilir. Redif alaylarının temel görevi seferberlik hazırlığı için olmakla birlikte bulundukları bölgenin adalet ve güvenliği için yedek hazır kuvvet olarak tutulmaktadır. Seçilen askerler çok kısa yeterli olmayan bir eğitime tabi tutulur. 1872 yılında orduda hazır tutulan redif alaylarının toplam mevcudu 75.000 kadardır. Bu sayı daha sonraki dönemlerde 100.000’ e kadar çıkartılır.[3] 1908’de II. Abdülhamit tarafından merkezi Erzincan’da olan 4. Ordu Komutan Müşir Mehmet Zeki Paşa’ya verilen talimatla; Tokat, Amasya Sivas, Erzurum, Rize, Trabzon, Bitlis, Elazığ, Van vilayetlerinden Yemene sevk edilen Redif Alay ve Taburlarının sayıları artırılırken, askerlik süreleri sekiz yıla çıkarılır.[4]

Yıldız Sarayı’nın iradesinde Yemen’e gönderilecek asker kafilesinin Tokat’tan Ankara’ya karayolu, Ankara’dan İzmir’e demiryolu ile sevk edilmesi istenir. Taburlar için yirmi günlük kumanya ve üç aylık erzak hazırlanması görevi, Aydın Valiliğine verilir.[5] Ancak Aydın Valisi bu hazırlığı bir önceki kafile için yapmıştır. Aynı görevin Aydın Vilayetine verilmesi yetkilileri zor duruma sokar. Bu defa Aydın Valisi Kamil Paşa, Tokat livasının (Tugayı) Yemen’e sevki için 14 Ağustos 1905 tarihinde yardım kampanyası için bir komisyon oluşturdu. Yardımın karşılanması için; İzmir, Çeşme, Söke, Ödemiş, Bayındır, Menteşe, Nazilli, Sarayköy, Buldan, Bergama halkından yedi yüz doksan beş lira yardım parası toplanarak karşılanır.

II.Abdülhamit’ in iradesiyle Yemen’de bulunan 7. Ordu Komutanlığı’na Anadolu’dan sevk edilen asker sayısı 1900’lü yıllarında 130.000’e çıkar. Redif askerinin yeterli eğitim tam olarak hiçbir zaman yapılamazken, silah ve teçhizatlı da yetersizdir. Yemen gibi uzak bir cepheye sevk edilen kafilelerde ağır sorunlar yaşanmaktadır. 45 gün süren yol koşullarında aç ve susuz halde savaşa sürülmesi ciddi kayıplara neden olmaktadır. Her şeyden önce sekiz yıl askerlik süresince cephede kalarak savaşması hiçbir ırkın gösteremediği bir fedakârlığı ortaya koymaktadır.[6] Anadolu’dan sevk edilen askerler ailesinin bir daha haber alamayacağı uzak diyarlara savaşa gönderilmesi geride bırakılan eşini, çocuğunu,........

© Bodrum Gündem