58 yıllık bir siyasal aktörün vedası
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk öğrenimi yaparak avukat olmuş ama akademik kariyerine “doçent” unvanı alana kadar devam etmişti. Doktora tezi “katılımcılık” üzerineydi. A.Ü. SBF’de (Mülkiye) fakülte yayınları arasında kitap olarak da basılmıştı tezi. A.Ü. SBF’nin yayınladığı tez kütüphanemde var. Başka bir yazıda ona gireceğim. (Katılım üzerine çalışsa da teorik olarak, siyaset pratiğinde dar kadroculuğu yeğlemişti). ABD’de de süren akademik çalışmaları oldu.
Bir tarafı Kafkasya (Çerkez), bir tarafı Yörük olan Deniz Baykal’dan söz ediyorum.
1965’te CHP Genel Başkanı İsmet İnönü “Ortanın Solu” demiş, partiye parlak gençleri davet etmeye başlamıştı. 1965’te kurduğu araştırma bürosu aslında danışma da veriyordu İnönü ve parti yönetimine. İnönü, bir yıl sonra 1966’da Ecevit’in de önünü açarak genel sekreterliğe getirdi.
CHP Araştırma Bürosu’nda Doç. Deniz Baykal’ın dışında Doç. Haluk Ülman, Doç. Turan Güneş, Doç. Ahmet Naci Yücekök, Besim Üstünel de vardı. Bu ekip yakın arkadaş da olmuştu ve siyaset arenasında “Mülkiye Cuntası” olarak tanımlanıyorlardı.
Prof. Ülman hem lisans hem de yüksek lisansta, Prof. Güneş lisansta hocam olmuştu. İkisi de çok parlak ve çok da feyz aldığımız hocalardı. Prof. Yücekök ve Üstünel’i bizzat tanımadım. Güneş, Üstünel, ve Baykal bakan oldu Ecevit hükümetinde. Okulda İdare Hukuku aldığımız Prof. Güneş, Kıbrıs Barış Harekatı’nı da gerçekleştiren CHP-MSP koalisyon hükümetinin dışişleri bakanıydı. Girit kökenli olan, okulda siyasal tarih ve dış politika dersleri aldığım Prof. Ülman, Ecevit’in Kıbrıs, Ege, Türk-Yunan ilişkileri vb. konulardaki akıl hocasıydı. Ecevit bu konuları milletvekili yaparak MYK’ya da aldığı Ülman ile götürüyordu. “Mülkiye Cuntası” içinde sadece Prof. Yücekök siyasete girmemişti Baykal’ın bütün ısrarlarına karşın ve üniversitede kalmayı tercih etmişti. Kısacası İnönü’nün partiye danışman olarak aldığı isimlerin dördü ileride partinin en üst kademelerinde genel başkan, MYK Üyesi, bakan, milletvekili olmuşlardı.
1994 yerel seçimleri öncesiydi… Baykal, 1992’de CHP’yi yeniden açmıştı ama henüz SHP-CHP birleşmesi olmamıştı. Şişli Camii avlusunda hocam Prof. Ülman ile cenaze namazı saatini bekliyorduk. O sırada Prof. Ülman yeniden açılan CHP MYK Üyesi değil de Baykal’ın isteğini temelli de kırmamak için İstanbul İl Başkanı olmuştu. Tabii siyaseti, CHP’yi konuşuyorduk hocamla. O da beni başkanlığındaki il yönetimine davet etmiş ancak bendeniz de o günkü koşullarımdan dolayı kabul edememiştim. Ülman’a, “Hocam, iyi güzel CHP’nin yeniden açılması iyi oldu, su yolunu bulur, fazla sürmez ve partiler birleşir,” dedim ve ekledim: “CHP yerel seçime girmese de beklese birleşmeyi, DSP de var, aşırı bölünme İstanbul’u kaybettirmez mi?”
Hocamdan yanıt beklerken, o beklemediğim bir yanıt verdi: “Bunu biraz sonra Baykal gelecek, ona söyle.”
Gerçekten de biraz sonra Baykal geldi. Tanışıyorduk, biliyordu beni. Hocam lafı açtı bendeniz de arkasını getirdim tabii: “Sayın genel........
