Cevat Çapan ile F. R. Leavis ve Eleştirinin "Büyük Geleneği" Üzerine Söyleşi
Barış Özkul: F. R. Leavis ile tanışmanız nasıl oldu? Cambridge’e gidişinizi, o yıllarda Cambridge’deki ortamı, filoloji araştırmalarını biraz konuşalım mı?
Cevat Çapan: F.R. Leavis’in varlığından 1953’te ekonomi okumak niyetiyle Cambridge’e gittiğimde haberdar oldum. Benden üç yıl önce oraya giden arkadaşlar Cambridge’de İngiliz Edebiyatı okumanın çok daha akıllıca bir seçim olacağına beni inandırdılar. Ben de zaten ekonomi okumaya pek hevesli değildim. Danışman hocamla görüştüm, onun onayıyla kaydımı İngiliz Edebiyatı bölümüne yaptırdım. Anladığım kadarıyla o bölümdeki hocalar bu konunun dünyadaki en parlak temsilcileriydi. Aralarındaki en önemli hoca da Dr. Leavis’ti. Üç yıllık “English Tripos” programının hemen hemen bütün derslerini kaçırmadan izledim. Leavis’in o zamana kadar basılmış bütün kitaplarını aldım. Üç yıl boyunca bütün derslerine gittim. Kendisi aynı zamanda Downing Koleji’nin “fellow”u olduğu için oradaki öğrencilerle de seminerler yapıyordu. Ama herkes ondan o kadar korkuyordu ki sıradan öğrenciler kolay kolay yanına yaklaşamıyorlardı. Bu yüzden onunla kişisel ilişkim olmadı.
Kitapları dışında 1933-1953 yılları arasında editörlüğünü yaptığı Scrutiny dergisinin bulabildiğim sayılarını edinmiştim. İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde çalıştığım yıllarda bu derginin bütün sayılarını yeniden basan Cambridge University Press’in koleksiyonunu Edebiyat Fakültesi Kitaplığı’na Berna [Moran] Bey’in de desteğiyle kazandırmıştık. Şimdi bu çok değerli eleştiri kaynağı hangi tozlu depodadır bilmiyorum.
Barış Özkul-Cevat Çapan
***
B.Ö.: Scrutiny sizin için ne ifade ediyordu? Sadece bir dergi miydi, yoksa bir eleştiri ekolü olarak kabul edebilir miyiz?
Cevat Çapan: Scrutiny’yi bir dergi diye anmak doğru ama eksik kalır. Çünkü o sayılarda, sadece tek tek yazılar değil, bir tavır, bir disiplin, hatta bir ahlâk vardır. Leavis’in eleştiri anlayışını ben en iyi orada iş başında görmüştüm. Bu tür derinlikli dergiler her sayıda yeniden sınav verir: gündeme, edebî modaya, dönemin entelektüel konforuna karşı yeniden pozisyon alır.
Scrutiny’de beni en çok etkileyen şey, “edebiyat konuşuyoruz” bahanesiyle her şeyin gevşetilmesine izin vermemesiydi. Edebiyat orada bir zevk meselesi olduğu kadar bir sorumluluk meselesi haline geliyordu. Bunu biraz sert bulmak mümkündür, nitekim Leavis’e yöneltilen itirazların bir kısmı buradan çıkar. Ama ben geriye dönüp baktığımda, o sertliğin, o ısrarın, eleştirinin ciddiyeti için bir tür sigorta olduğunu düşünüyorum.
Bir de şunu söyleyeyim: Scrutiny’nin etkisi “Leavisçiler”le sınırlı değildir. Dergiye karşı çıkanlar bile, farkında olarak ya da olmayarak, onun açtığı tartışma zemininde konuşmuşlardır. Yani bir zemin oluşturmuştur; sevseniz de sevmeseniz de, ona göre konum alırsınız.
B.Ö.: Leavis’in Cambridge’deki korku uyandıran ağırlığından söz ettiniz. Bu korku neyin korkusuydu?
Cevat Çapan: Bu korku, sadece hocanın sertliğine dair bir öğrenci korkusu değildi. Leavis’in dersine girdiğinizde, sizden beklenen şey, okumuş olmaktan çok daha fazlasıydı. Metni okumuş olacaksınız ama metnin nasıl işlediğini de göstereceksiniz. Bir paragrafın hangi kelimelerle ayakta durduğunu, bir karakterin hangi ince ayarla kurulduğunu, bir romancının cümle kurarken neyi saklayıp neyi açığa vurduğunu… Bunları söylemeniz gerekir. Üstelik bunu, kendinizi beğendirmek için değil, metnin hakkını........
