2026 Dünya Kupası vesilesiyle: İki Escobar’ın hikâyesi
“Tüm büyük imparatorluklar kan ve ateş üzerine kurulmuştur...”
Pablo Emilio Escobar
Bilir misiniz, 1 Aralık 1949 doğumlu, Kolombiya kökenli Pablo Emilio Escobar, tarihin gelmiş geçmiş en büyük uyuşturucu kaçakçısıydı. 1989’da saygın ekonomi dergilerinin başında gelen ‘Forbes’ tarafından dünyanın en zengin yedinci adamı olarak gösterildiğinde, dokuz milyar dolarlık bir servetin sahibi olarak nam salmıştı. Bir dönem ülkesi Kolombiya’da politikaya atılmaya çalışmış; parlamentoya seçildiği takdirde ülkenin o dönem dış borcu olan on milyar doları, kişisel servetini kullanarak ödeyeceğinin garantisini vermişti.
Gözlerini dünyaya köylü bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak Kolombiya’nın Antioquia bölgesinin Rionegro köyünde, altı kardeşten dördüncüsü olarak açan Escobar, çocukluk ve gençlik günlerini elektriği olmayan bir barakada geçirdi. İlerleyen zamanlarda, Antioquia Üniversitesi’nde siyaset bilimleri üzerine eğitim gördü; ancak okulu bitiremedi. Üniversiteden atıldıktan sonra, antika mezar taşlarını çalıp satarak suç dünyasına adım attı. Sonraları araba hırsızlığına soyunan Escobar’ın, henüz 20 yaşında araba hırsızlığı, adam kaçırma ve fidye ile dolu sicili hayli kabarmıştı. 1970’li yılların başında, zamanın namlı kaçakçılarının başında gelen Alvaro Prieto’nun emrinde çalışmaya başlayacak, henüz 22 yaşında uyuşturucu kaçakçılığından elde ettiği 1 milyon dolarlık servetin sahibi olacaktı. Sonraki yıllarda kardeşi Roberto Escobar’ın yazdığı “Accountant’s Story” (Muhasebecinin Hikâyesi) kitabında, o dönem Pablo Emilio Escobar’ın günde 15 ton uyuşturucuyu Kolombiya’dan Amerika’ya geçirdiği anlatılıyordu.
1975’te Medellin şehrinin uyuşturucu baronlarından Fabio Restrepo, Escobar’ın adamları tarafından öldürülüyor, şehri ele geçiren Escobar suç ve uyuşturucu oganizasyonunu genişletiyordu. Kısa sürede dünyanın sayılı kartelleri arasında gösterilen Escobar, bilhassa Güney Florida ve California bölgesini uyuşturucuya boğacak, her ay yaklaşık 70–80 ton uyuşturucu çeşitli yollarla Amerikan topraklarına sokulacaktı. Taşıma işi için küçük uçaklardan ve hatta iki denizaltıdan yararlanırken, elde ettiği müthiş servet sayesinde Kolombiya Özgürlük Partisi ile politikaya adımını attı. Zalimliği ile nam salan Escobar, yükselişine engel olmak isteyenleri önce rüşvetle saflarına çekmeye çalışır, eğer başarılı olamazsa ölüm fermanını verirdi. O yıllarda kendine karşı cephe alan yüzlerce dürüst siyasetçinin, polisin ve yargıcın ölüm emrini........
