menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Butlanlara gelesen!

88 0
23.05.2026

Folklor alanında çok yoğun ve neredeyse yarı profesyonel çalışmalar yaptığım öğrencilik - gençlik yıllarında, sevgili sınıf arkadaşım - kardeşim Ali ile birlikte, okulda mor ispirtolu teksir makinesi ile çoğalttığımız minik formatlı dergide Anadolu beddualarını konu alan bir yazı yayınlamıştık.

Yöresel ağızlarla türetilmiş müthiş edebi beddualar vardı, uzunca bir liste halinde.

Hiç unutamadıklarımdan biri de (sanıyorum Uşak yöresinden) şuydu:

"Gözünün yaşı ekmeenin gatığı olsun..."

Bir insanın, düşmanına bile ederken iki kez düşüneceği ama artık "tahammül sınırını geçtiği" bir durumda ağzından çıkabilecek, gönlünden geçebilecek bir bedduadır bu.

"Ağzın imansız gapana" (Erzurum)

"Ayağına kör mıh batasıca" (Gaziantep) gibi binlerce "veciz" örnek de duyabilirsiniz Türkiye coğrafyasının her bir köşesinde.

Her Perşembe günü, BirGün TV canlı yayınları için gittiğimiz Türkiye'nin "en soğuk ve en lanetli köşesi" Silivri'de bu hafta da sadece birkaç saat içinde gözlemlediklerim, içimden bu bedduaları ettirdi bana da.

Duruşma salonundayız. İzleyici sıralarından bir gencecik kadına takıldı gözüm. En ön sıraya gelmiş ayakta dikilmişti. Taş çatlasa 25 - 26 yaşlarında.

Salonun en önünde, yaklaşık 60 - 70 metre mesafedeki bir yakını ile göz göze gelmeye çalışıyor. El salladı kaş etti, göz etti, sonunda başardı. Babası mıydı? Sevdiceği miydi? Ağabeyi mi? Bir başka yakını mı? Bilemedim. Uzaktan anlayamadım. Ama 3 saniyesine bile razı olduğu o "bakışarak sohbeti" neredeyse 1 saate yaydı. Yaş dolu gözleriyle.

O duygusal ve sessiz ama hüzün dolu, hicran dolu, acı dolu diyaloğu onlara yaşatanlara en ağır bedduaları etmek geldi benim içimden.

Sanıkların geliş gidişlerinde, onca mesafeden yakınlarına "Babaaaa! Anneciğim! Abiim benim! Seni çok........

© Birgün