menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özgün mü, uyarlama mı?

16 1
08.02.2026

Sinemamızın temel sorunlarından biri senaryoların yetersizliği… Bu sorunu aşmanın yollarından biri edebiyat insanlarından ve yapıtlarından yararlanmak… Dünyada sayısız örneği var. En yenileri ‘Hamnet’ ve ‘Uğultulu Tepeler’.

‘Tehlikeli İlişkiler’ filmini izleyenler vardır elbet okurlarımız arasında. Başarılı bir uyarlama örneğidir. Öncelikle bu filmi anmamın nedeni, iki sanat dalı arasındaki ilişkilerden söz açarken ilk akla gelecek bir tanımı dile getirmesi… Gerçekten de ‘tehlikeli bir ilişki’dir edebiyatla sinema arasındaki ilişki. Uyarlamayı yapan senaryo yazarı büyük bir sınavla karşı karşıyadır: sadakat ya da özgürlük!

Bir edebiyat yapıtına tümüyle sadık kalmak genellikle başarısızlıkla sonuçlanır. Olay örgüsünde hiçbir şeyi atlamamaya çalışan, sinemanın ritmini hesaba katmayan uzun, sıkıcı filmler çıkar ortaya. Oysa bir romanın duygusunu/özünü kavrayıp onu beyazperdeye yansıtabilen senarist ve yönetmenler bu savaşımdan galip çıkabilir. Bir yaşam öyküsünü baştan sona anlatmaya kalktığınızda işin içinden çıkamazsınız. O yaşamdan bir kesiti aktarmayı seçtiğinizde başarıya giden doğru yolda ilk adımı atmış olursunuz. Gerisi yeteneğinize kalmış… Roman yerine bir öyküden ya da bir tiyatro oyunundan yola çıkmayı seçenlerin de başarıyı yakalama şansı daha fazladır. Elbette, formüllerle yapılmaz sinema; ama şu günlerde bireyin ve ailenin sınırlarını aşamayan sinemacılarımıza edebiyatın yol gösterici olabileceğini düşünüyorum.

Dünya sinemasının edebiyat uyarlamalarının sayısı o kadar fazla ki, yalnızca Oscar adaylığına/ödüllerine ulaşabilen örnekleri sıralamakla yetineceğim. Yaklaşık 90 yıl önce (1937’de) Bernard Shaw’ın ‘Pygmalion’u, ertesi yıl Margaret Mitchell romanı ‘Rüzgar gibi Geçti’ sinemaya uyarlanmıştı. 40’lı yıllarda ‘Hayatımızın En Güzel Yılları’, ‘Kısa Tesadüfler’ , ‘Sierra Madre Hazinesi’, ‘’Bisiklet Hırsızları’, 50’lerde ‘Eve Hakkında Her Şey’, ‘İnsanlar Yaşadıkça’, ‘Kwai........

© Birgün