menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadınların kaleminden

14 6
22.02.2026

On günde onu aşkın oyun izleme şansım oldu İstanbul’da. Mutsuz çıktığım oyun olmadı diyebilirim. Kamu sahnelerinden özel tiyatrolara hangi tiyatroya gitsem salonlar doluydu. Buna karşılık, tiyatrocu dostlar hiç de memnun gözükmüyor. Yüklü bilet fiyatlarına karşın özel toplulukların ayakta durmakta zorlandığını söylüyorlar. Salon kiraları ve diğer maliyetler bellerini büküyor, ama seyirci ile buluşmanın verdiği tatmin her şeye değiyor.

Eski günlerin özel tiyatrolarından varlığını sürdürebilenlerin sayısı çok azaldı. Oyun Atölyesi, Moda Sahnesi, Tiyatro Kare, Ali Poyrazoğlu, Müjdat Gezen, Ortaoyuncular, Ankara’da AST, Ekin Sahne, belki birkaç topluluk daha… ‘Prodüksiyon tiyatroları’nın sayısı ise her geçen gün artıyor. Yani oyun başına derlenip, bittiğinde dağılan ekipler… Bir zamanların ekip ruhunu, takım oyunculuğunu ara ki bulasın. Tabii ki istisnaları da var bu durumun. Üniversitelerimizin tiyatro bölümlerinden mezun gençlerin kurdukları topluluklar cesur işlere soyunuyor, deneysel çalışmalara imza atıyor. Ama bu toplulukların sürdürülebilirliğini sağlamak kolay değil. Bu olumsuz koşullara karşın tiyatro yaşamı hareketli; geçimini televizyon dizilerinden sağlayan oyuncular ayda birkaç kez de olsa (kimi ‘prodüksiyon tiyatroları’nda, kimi bağımsız topluluklarda) sahneye çıkıp, seyirciyle bağını kopartmıyor.

Tiyatroda yapımcının ve de kimi zaman yapıma ortak olan Zorlu PSM gibi salon sahiplerinin rolünün giderek öne çıktığı bir dönem yaşıyoruz. Yapımcılar da, usta oyunculara ya da televizyon dizileriyle tanınan oyunculara yaslanan, ışık-dekor-kostüm zenginliği ile öne çıkan yapımlara bel bağlıyor. Bazıları seyirciyi eğlendirmekten öte bir hedefi olmayan içi boş yapımlar, bazıları ise dünya sahnelerindeki düzeyi aratmayan nitelikli ürünler. Elbette, bu yapımlar ciddi bir sermaye desteği ile hayata geçebiliyor. Yani kapitalizmin kuralları tıkır tıkır işliyor…

Sonuçta, seyircinin cebini zorlasa da zevkle izlenen yapımlar ortaya çıkıyorsa ve alıcısını buluyorsa, söyleyecek fazla bir şey kalmıyor. Salon sahibi olan az sayıdaki tiyatro dışındaki bağımsız topluluklar ise farklı mekanlarda oyunlarını sergilemeye çabalayan gezici kumpanyalar halinde. Varlıklarını sürdürebilmeleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan gelecek desteklere bağlı büyük ölçüde. Kamu kurumlarının sahnelerinden yararlanabilseler koşulları biraz daha iyi olabilecek, ama olmuyor işte. Üniversitelerin sahnelerinde bile oyunlarını sahneleyemiyorlar, çünkü kiralar çok yüksek. Anadolu’daki özel tiyatrolar ise İstanbul’dakilerden de zor koşullar altında varlıklarını sürdürüyor.

KAMU TİYATROLARI

Bu ortamda kamu tiyatrolarının işlevi önem kazanıyor. Alım gücü yüksek olmayan çalışanları, gençleri, emeklileri tiyatro sanatı ile buluşturan........

© Birgün