menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğanın sineması, sinemanın doğası

19 0
19.04.2026

Yorucu bir on günün ardından hafta sonunda izleyeceğim birkaç film daha kaldı: Markus Schleinzer’in ‘Rose’unun yanı sıra, Ali Kemal Güven’in ‘Sultana’sı, Erol Mintaş’ın ‘Yeryüzü Şarkısı’ ve Yeşim Ustaoğlu’nun belgeseli ‘Kuru Taşın Başı’. Umarım bu son üç film izlediğimiz yerli filmlerin yarattığı karamsarlık bulutlarını dağıtmaya yardımcı olur. Son yıllarda sıkça karşılaştığımız bir durum bu. Genç yönetmenlerimiz evlerine kapanmış, sokağa çıkmaya korkuyor sanki. Arkadaşları, sevgilileri ve aile fertleri ile sınırlamışlar dünyalarını. Gecikmiş bir yeni dalgaya ya da varoluşçuluğa tutunmaya çalışıyorlar. Bir de senaryo sorunumuz var, bir türlü aşamadığımız… Umutla gittiğim pek çok filmden üzülerek çıktım ne yazık ki.

Şimdilik iki filmimiz var izleyicilere önerebileceğim: İlki, Pınar Yorgancıoğlu’nun ‘Karanlıkta Islık Çalanlar’ adlı filmi. Gerçekçi yaklaşım ile fantezi ögesini ustaca buluşturan, estetik kaygıları ve oyuncu yönetimi ile öne çıkan, Bulgaristan ve Almanya’dan ortak yapımcıları olan bir ilk film. Altın Lale Yarışmasından eli boş dönmemesini diliyorum. Beğeni ile izlediğim diğer yapım da bir ilk film: Nuri Cihan Özdoğan’ın ‘Ölü Köpekler Isırmaz’ adlı yapımı. Güncel sorunlarımızdan gençlik çetelerini ve yılın gözde temalarından doğa kirliliğini odak noktasına alan, iyi yönetilmiş, iyi oynanmış bir yapım. O da Altın Lale için yarışıyor.

Uluslararası Altın Lale Yarışmasında bu yıl 15 film var; 10’u yabancı, 5’i yerli. Aralarında izlemediklerimde var. Ama öyle görünüyor ki, başrolü üstlenen Alman oyuncu Sandra Hüller’e Berlin’de En İyi Oyuncu ödülünü kazandıran ‘Rose’ yarışmanın favorisi. Ödül listesinde girebilecek bir diğer yapım ise Macar yönetmen György Palfy’nin ‘Tavuk’u. Mizahi dozu yüksek bir ilk yarının ardından toplumsal bir trajediye evrilen, hayvan........

© Birgün