Keşke sadece rüya olsa
Dün gece bir rüya gördüm.
Hani çok saçma sapan, aklın, mantığın almadığı ama normalmiş gibi davrandığın rüyalar olur ya onlardan.
Bir duruşma salonundayım.
Tıka basa insan dolu…
En öndeki sanık sandalyesinde büyükşehir belediye başkanı oturuyor.
Jandarmalar, eski 19 Mayıs kutlamalarındaki gibi kule yapıp etrafını sarmış. Kimse başkanı görmesin diye sürekli dönüyorlar.
Diğer sanık sandalyelerindeki ilçe belediye başkanları, bürokratlar, siyasileri de jandarmalar kuşatmış. Eşine, çoluğuna, çocuğuna, annesine, babasına el sallayan, selam verenin üzerine çullanıyorlar. Küçük çocuğuna öpücük gönderen bir sanığın üzerine uçuyor, coplar savuruyorlar.
Salondaki TRT canlı yayın kamerasının kesilmiş kablosunu iki penguen çeviriyor, bir başka penguen ip atlıyor.
Bu sırada mübaşir okul zilini sallaya sallaya duruşma salonuna girdi. Napolyon kıyafeti giymiş ama üzerine sünnet çocuğu gibi ‘Maşallah’ şeridi asılmış. Avazı çıktığı kadar bağırarak dombra söylüyordu: “Receppppp Tayyipppp Erdoğannnn….”
Şarkı bitince mübaşir bağırıyor:
“Rahattttt…. Hazrolllll…. Genç hakimler geliyor…”
Mahkeme kürsüsünün arkasındaki kapı açılıyor, iki hakim üstlerinde rengarenk cübbelerle üç tekerlekli bisiklete binmiş, salona giriyorlar. Gidondaki klaksona basıp bir ağızdan bağırıyorlar:
“İki yıllık hakimiz, seçilmişleri ezeriz…”
İki hakim yerine geçerken mübaşir bu kez borazan çalıyor:
“Tüttürütüttttttt… Savcı bey teşrif ediyor… Selamlayın…”
Rüya bu ya… Çok saçma işte…
Savcının cübbesinin yakaları, kolları turuncu, önünde ampul şeklinde düğmeler var. Bakışları keskin. Sanıklara, avukatlara parmak sallaya sallaya kürsüsüne yürüyor.
Borazan yeniden öttüğünde kapıda hakim göründü. Kapşonlu boksör bornozu giymiş. Boks eldivenlerini havaya kaldırırken mübaşir havlu ile terini siliyor.
Mahkeme Başkanı, 3 metre yükseklikteki kürsüye tırmandıktan sonra nihayet yargılama başladı.
Avukatlar “Yoklama” diyor, hakim “Yoklamam” diyor.
Avukatlar “İddianame özeti” diyor hakim “Maç özetleri daha iyi” diye dalga geçiyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı “Bir yıldır tutukluyum, söz hakkı istiyorum” dediği anda hakim boks eldivenleriyle kürsüye vuruyor, iki genç hakim klaksonlara sonuna kadar basıyor, savcı cübbesinin içinde samuray kılıcı çıkarıyor. Belediye başkanı ve ailesi hakkında bir yıldır karalama haberleri yapan yandaş gazeteciler yuhluyor ve hep birlikte bağırıyorlar: “Burada siyaset yapma… Şov yapma… Burası mahkemeeeeee….”
Duruşma savcısı konuştu: “Sanıkların Cumhurbaşkanımızı seçimde yenmek suçunu işledikleri sabittir.”
Büyükşehir Belediye Başkanı cevap verdi: “Seçim kazanmak suç değil.”
Mübaşir borazanı çaldı, mahkeme başkanı, iki hakim, savcı ve yandaşlar yine çıldırdı:
“Burada siyaset yapma… Şov yapma… Burası mahkemeeeeee….”
Hakim “Satarım ha köyü…” tonunda “Terk ederim ha duruşmayı” tehditleri savurduktan sonra sözü yine duruşma savcısına verdi.
Savcı ayağa kalkıp belediye başkanını parmakla göstererek bağırdı: “Üstelik bu sanık, Cumhurbaşkanı olmak istedi…”
Mübaşir borazanı son nefesine kadar üflerken iki genç hakim kapıyı bile bulamadıkları panik içinde koşuşturuyordu. Mahkeme Başkanı hayali düşmana yumruklar savururken “Acı........
