Matemsiz barış
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Otuzlu yaşlarında bir kadın düşünün. Babası, o daha üç yaşındayken devlet eliyle işkenceyle öldürülmüş. Kadın büyümüş, kendi hayatını kurmuş. Politikayla ilgili ve babasının politik inancına bağlı ama aktif ve örgütlü değil; olmak istememiş ve bu seçimi anlaşılabilir. Sıradan bir hayat yaşamak istiyor ama mümkün olmuyor. Her ölüm anmasında örgütün propaganda töreninde hazır olmak ve tüm ciddiyetiyle ve “çelik gibi kararlılığıyla” hazır olmak zorunda. Gündelik hayatında hep “ölü babasına layık olarak” davranmalı. Örneğin bir meyhanede kahkaha atıverse yanına biri gelip "sen falancanın kızısın, sana yakışıyor mu bu" diye azarlayabiliyor. Flört ettiği erkekler, kimin kızı olduğunu öğrendiklerinde geri çekiliyor, çünkü ölü babanın saygınlığı öyle büyük ki, sıradan bir ilişkide olabilecek en ufak çekişme bile bir küfür gibi görünüyor onlara. Kadın kendi hayatını yaşamaya çalıştıkça, görünmez bir mahkeme onu babasının anısına ihanetle yargılıyor.
Bu sahnede tuhaf bir şey var: kimse kötü niyetli değil. Meyhanedeki adam da,........
